Dişi köpek

Köpek isimleri ile köpeklerinize en güzel isimleri verebilir, onların seveceği isimleri belirleyebilirsiniz. Erkek köpek isimleri ve dişi köpek ismiler ile köpeğinizin cinsiyetine göre ... Directed by Yavuz Figenli. With Oya Basak, Çetin Basaran, Arap Celal, Yavuz Figenli. Dişi ve Erkek Köpek ve Kedi İsimleri Listesi . Sahip olunan evcil hayvanın isimleri daha çok nitelik babında belirlenebiliyor.Özellikle kedi isimleri ve köpek isimleri için bu detay daha da dikkate alınabiliyor. Yırtıcı, narin ve asil olan erkek kedi isimleri belirlendiğinde doğru yansıtıyorsa erkek köpek isimleri de aynı şekilde yansıtmaktadır. Dişi Köpek filmi 1980 Çetin Başaran Oya Başak Levent Gürsel. Eylül 2020. Oya babası tarafından hor görülen aşağılanan oldukça güzel bir kadındır.Babası arkadaşı ile sırf şarap parasına kızını satar.Sattığı adam bir otelin sahibidir.Oya'yı bir köle gibi kullanmaktadır. Köpek Dişi (Kynodontas/ The Dogtooth) Yönetmen: Yorgos Lanthimos Senaryo: Y. Lanthimos, Efthymis Filippou Görüntü: Thimios Batatatis Müzik: Bruno Coulais Oyuncular: Christos Stergioglou, Michele Valley, Angeliki Papoulia, Hristos Passalis, Anna Klaitzidou Yunan filmi, 2009 Her köpek sahibi için en zorlu süreçlerden bir tanesi isim koymaktır. Bazıları bunun için günlerce düşünebilir. Sizler için bu konumuzda En Güzel Dişi ve Erkek Köpek İsimleri‘ni sizler için paylaşacağız.. Sizler için araştırdığımız birçok en güzel dişi köpek isimleri ve erkek köpek isimleri ile köpeğinize isim bulamama derdini ortadan kaldırmış ... Dişi köpek kısırlaştırma operasyonu için en uygun zaman ilk kızgınlıktan hemen önce ya da ilk kızgınlığın hemen bitimidir. İlk kızgınlık yaşanmadan yapılan dişi köpek kısırlaştırma operasyonları ile çocuklarımızın ileri yaşta yaşayacakları meme ve rahim tümörlerinin önüne geçilmiş olur. Köpek Dişi Film Konusu Film, üç genç kardeşin anne babalarıyla, sanki paralel bir evrende, farkında olmadıkları bir tutsaklıkta yaşadığı evde geçiyor. Evlerinden hiç çıkmayan, dış dünyayla ilgili hiçbir şey bilmeyen, adeta çocuk gibi kalmış kardeşler, köpek dişleri düşüp evden çıkmalarına izin verilecek ... Dişi Köpek İsimleri Köpeğinize isim arıyorsanız ve karar veremediyseniz bu içerik tam size göre. Dişi köpek isimleri bu içerikte. Yazar editor 11 Haziran 2019 0 Yorum. 35. PAYLAŞIM. Facebook Twitter Pinterest. Ailenize dört ayaklı bir üye kabul etmeye karar verdiniz. Bu önemli kararı verdikten sonra bir önemli karar daha ... Açıkcası bu kadar fazla imgenin, sembolün ve subliminal mesajın verildiği çok nadir filmlerden birisidir Köpek Dişi. Tam sayfa bulmaca ve üstüne sudoku çözmüş kadar beyinleri çalıştırabilir. :)) Hee şunu da söylemekte fayda var, herkesin beğeneceği bir film değil.

Süt Dişleri nedir?

2020.10.14 21:07 Weird-Preference5375 Süt Dişleri nedir?

Bir bebek genellikle ağzında görünür dişler olmadan doğar. onerigo.com Bununla birlikte, yeni doğmuş bir bebekte, diş etlerinin altında 20 adet tam oluşmuş süt dişi veya süt dişi bulunmaktadır. Bu dişler 6 ile 10 yaşları arasında gevşer ve yerini yetişkin dişlere bırakmak için düşer.
  1. https://akustiksahneistanbul.com/
  2. https://www.metronomusic.com/
  3. https://onerigo.com/
  4. https://sargibezifabrikasi.com/
  5. http://www.kemence.com.t
  6. https://ucakkargo.co/
  7. https://www.arabacekme.com/
Süt dişleri, hayatın ilk birkaç yılında bebeğin diş etlerinden çıkar. Bebek 2.5 ila 3.0 yaşları arasında olduğunda, 20 süt dişinin tamamı tamamen çıkmış olmalıdır. Süt dişleri genellikle şu sırayla ortaya çıkar:
Süt dişlerinin ortaya çıkma şekli bebekten bebeğe değişebilir, ancak genel olarak aşağıdaki zaman çizelgesi geçerlidir:
Süt dişlerinin seti tamamlandığında, bebeğin çeneleri 6 yaş civarında ortaya çıkmaya başlayan kalıcı dişlere yer açmak için büyür. Süt dişleri daha sonra 6 yıl içinde dökülmeye başlar ve 12 yaş civarında tam bir kalıcı diş seti ile değiştirilir.

Süt dişlerinin bakımı

Süt dişleri geçici olmasına rağmen, yine de diş çürümesinden uzak tutulmaları ve dikkatli bir bakım gerektirmeleri gerekir. Diş çürüğü bebeğin hayatının çok erken dönemlerinde ortaya çıkabilir ve "biberon çürüğü" veya "emzirme ağzı sendromu" olarak adlandırılır. Durum, bebeğin dişleri uzun süre şekerli sıvılara sık sık maruz kalırsa ortaya çıkar.
Süt dişi çürümesini önlemenin yolları, yetişkinlerde diş çürümesini önlemeye benzer ve iyi bir ağız hijyeni sağlamayı ve bir bebeğin veya çocuğun formül, meyve suları veya tatlandırılmış sıvılar içeren bir şişeyle uykuya dalmasına izin vermemeyi içerir.
Sağlıklı süt dişleri, çocuğun yemek yemesine, çiğnemesine ve normal konuşmasına yardımcı olur ve çürük dişler çocuğun normal yemek yeme yeteneğini engelleyerek büyümeyi ve gelişmeyi etkiler. Ek olarak, çürük süt dişi, altında büyüyen kalıcı dişe zarar verebilecek enfeksiyona yol açabilir.
submitted by Weird-Preference5375 to u/Weird-Preference5375 [link] [comments]


2020.10.14 20:51 Weird-Preference5375 Süt Dişleri nedir?

Bir bebek genellikle ağzında görünür dişler olmadan Onerigo.com Bununla birlikte, yeni doğmuş bir bebekte, diş etlerinin altında 20 adet tam oluşmuş süt dişi veya süt dişi bulunmaktadır. Bu dişler 6 ile 10 yaşları arasında gevşer ve yerini yetişkin dişlere bırakmak için düşer.
Süt dişleri, hayatın ilk birkaç yılında bebeğin diş etlerinden çıkar. Bebek 2.5 ila 3.0 yaşları arasında olduğunda, 20 süt dişinin tamamı tamamen çıkmış olmalıdır. Süt dişleri genellikle şu sırayla ortaya çıkar:
  1. https://akustiksahneistanbul.com/
  2. https://www.metronomusic.com/
  3. https://onerigo.com/
  4. https://sargibezifabrikasi.com/
  5. http://www.kemence.com.t
  6. https://ucakkargo.co/
  7. https://www.arabacekme.com/
submitted by Weird-Preference5375 to u/Weird-Preference5375 [link] [comments]


2020.10.14 18:59 Weird-Preference5375 4 Tip Diş Nelerdir ve Neden Var?

Dişlerimiz vücudumuzdaki en sert maddelerdir. Sindirim sürecinin ilk adımı olmanın yanı sıra, dişlerimiz konuşma yeteneğimizde önemli bir rol oynar.
İnsanlar olarak 2 set dişimiz var . Onerigo.com Rahmin içindeki minik bir embriyo kadar erken bir zamanda bir dizi süt dişi geliştiririz. Bebek dişleri, çenemizin büyüme şeklini şekillendirmeye, yiyecekleri doğru şekilde çiğnemeye ve ilk sözcüklerimizi söylemeyi öğrenmemize yardımcı olur.
Çoğu çocuk 10'u üstte ve 10'u altta olmak üzere 20 süt dişi ile başlayacaktır. Bu dişler nihayetinde yaşımız ilerledikçe ve çenelerimiz geliştikçe üst ve alt çenelerin her birinde 16 olmak üzere 32 kalıcı yetişkin diş ile değiştirilir.https://onerigo.com/
Her biri yemek yeme ve çiğneme için belirli bir amaca hizmet eden dört farklı tip dişimiz var.
  1. https://akustiksahneistanbul.com/
  2. https://www.metronomusic.com/
  3. https://onerigo.com/
  4. https://sargibezifabrikasi.com/
  5. http://www.kemence.com.t
  6. https://ucakkargo.co/
  7. https://www.arabacekme.com/

Kesici dişler nedir?

Çoğu yetişkinin normalde sekiz kesici dişi vardır (dört üst, dört alt). Bunlar yiyecek kesmek için kullanılan en ön dişlerdir. Bunlar küçük çocuklarda ilk ortaya çıkan dişlerdir.

Köpekler nedir?

Bunlar, kesici dişlerin her iki yanında yer alan hafif sivri dişlerdir. Bir köpeğin dişlerine (köpek) benzedikleri için bu adı aldılar. Bazen doğrudan göz çukurlarının altına oturdukları için tüberküller veya "göz dişleri" olarak adlandırılırlar.

Premolar nedir?

Bunlar, köpek dişleri ile ağzın arkasındaki azı dişleri arasında bulunur. Premolarların ısırma yüzeylerinde iki sivri uç vardır. Bu yüzden bazen biküspit olarak adlandırılırlar. Küçük azı dişleri geçiş dişleri olarak kabul edilir ve yiyecekleri köpeklerden arkada bulunan azı dişlerine çiğnemek için yönlendirir.

Azı dişleri nedir?

Ağzın arkasındaki azı dişleri, yiyeceklerimizi öğütmek için kullanılır. Tipik bir yetişkinin, 4'ü bilgelik dişleriniz olan on iki azı dişi vardır. Üst ve alt çenenin her iki tarafında üç azı dişi vardır. Bunlar en büyük dişlerimizdir ve çiğneme, öğütme ve kenetleme için kullanılan kuvveti sürdürmek için tasarlanmıştır.
18-25 yaşlarında son 4 azı dişi, bilgelik dişleriniz olan ağzınızın en uzak 4 köşesinde çıkmaya başlayacaktır. Çoğu, dişeti çizgisini geçmeye başladıkça ağrı ve rahatsızlık hissetmeye başlayacaktır.
Çoğu yetişkin dişin aksine, bilgelik dişleri, kısmen veya yanlara doğru sürerse biraz soruna neden olabilir. Bu onları temizlemeyi zorlaştırır, ancak aynı zamanda gömülü bilgelik dişleri olarak bilinen diğer ağız sağlığı sorunlarına da neden olur.
submitted by Weird-Preference5375 to u/Weird-Preference5375 [link] [comments]


2020.10.14 15:08 Pomeranianboo Border collie

Border collie ırkı hakkında detaylı bilgilere makalemizden ulaşabilirsiniz. Border collie fiyatları ve border collie yavrusu için tüm sorularınızın cevaplarını burada bulacaksınız.

Border collie ırkı özellikleri ;

Border collie, İngiltere-İskoçya sınırında yaklaşık 300 yıldır koyun çobanı köpeği olarak kullanılan sıradışı bir collie ırkı. En zeki ırklardan biri kabul edilen border collie yetenek yarışmalarında da çok başarılıdır.
Ortalama yaşam süresi: 10–17 yıl
Renkler: Siyah, Beyaz, Mavi, Blue Merle, Lila, Kaplan Desenli,
Mizaç: Israrcı, Enerjik, Zeki, Duyarlı, Hevesli, Atik
Boy: Erkek: 48–56 cm, Dişi: 46–53 cm
Kilo: Erkek: 14–20 kg, Dişi: 12–19 kg
Kariyerine başladığı yer: Birleşik Krallık, İskoçya, İrlanda, Galler, İngiltere

Birlikte hareketli ve eğlenceli zaman geçirecek bir arkadaş arıyorsanız Border Collie tam size göre! Border Collie yüksek enerjisi, inanılmaz çevikliği, yüksek zekası, eğitilmeye olan hevesi ve tabi ki insanına duyduğu müthiş sadakat ile karakterize bir köpek cinsidir. Görünüşü de son derece estetik ama aynı zamanda sevimli olan Border Collie cinsi tüm bu harika özellikleri sebebiyle birçok insanın en sevdiği köpek ırkları arasında yer alıyor.

Border Collie İngiltere ile İskoçya arasındaki bölge de ortaya çıktı

Border Collie İngiltere ile İskoçya arasındaki bölgede ortaya çıktı. Çiftçiler bu tepelik bölgede koyun sürülerini bağımsız düşünerek güdebilecek, engebeli arazide her gün çok uzun mesafeler koşabilecek kendi çoban köpeklerini yani Border Collie’yi yarattılar. Daha sonra kraliçe Victoria’nın Balmoral’a yaptığı bir gezide bir Border Collie görüp aşık olmasıyla ırk popülerleşmeye başladı. Bugün birçok ünlünün de dahil olduğu sayısız insanın en yakın dostu olsa da Border Collie cinsi hala dünyanın en iyi koyun güden köpeği unvanını elinde tutan bir çoban köpeği aslında.

Border Collie Ortalama ömrü 13 senedir

Border Collie ırkının ortalama yaşam süresi 12 yıl ve ağırlıkları erkeklerde 14-20, dişilerde 12-19, yükseklikleriyse erkeklerde 48-56, dişilerdeyse 46-53 santim arasında değişir. Bu köpekler süs için yetiştirilmemiştir, zorlu bir coğrafyada koyun sürülerini gütmek için yetiştirilen bir ırk olması sebebiyle vücutları buna uygundur.

Border collie ırkında En çok görülen tüy rengi siyah-beyazdır

Border Collie denilince çoğu kişinin aklına siyah-beyaz tüylü köpekler gelir ki bu da yanlış sayılmaz zira ırkta en çok görülen renkler bunlardır. Border Collie siyah-beyazın yanı sıra siyah-gri, kızıl-beyaz, düz siyah ya da üç renkli de olabilir. Orta uzunluktaki tüyleri düz, çift tabakalı ve ipeksi yumuşaklıktadır, ırk orta derecede tüy döker. Kulakları genellikle yarı dik olan Border Collie köpeklerin gözleriyse çoğunlukla koyu renklidir, bazılarında açık renk göz görülebilir. Boynu yeleli olan ırkın kuyruğu da tüylüdür.
https://patidunyam.com/portfolio/border-collie/
submitted by Pomeranianboo to u/Pomeranianboo [link] [comments]


2020.10.01 15:11 sargibezifabrikasi Skualen nedir, nelerde bulunur? Corona virüsünün çaresi skulaen zeytinde var mı? Bitkisel Skualen nedir? Skualen neye iyi gelir?

Almanya'nın 2009'da domuz gribine karşı köpekbalığından elde edilen skualan maddesiyle aşı geliştirdiğini corona virüsüne karşı da aynı şekilde aşı geliştirilmeye çalışıldığını duyurdu. Peki, Skualen nedir, nelerde bulunur? Bitkisel Skualen nedir? Skualen neye iyi gelir?
Almanya'nın 2009 yılında domuz gribi aşısı geliştirirken benzer bir yöntem uyguladığı ve skualen elde etmek için köpekbalıklarını kullandığı aktarıldı. Peki, Skualen nedir, nelerde bulunur? Corona virüsünün çaresi skulaen zeytinde var mı? Bitkisel Skualen nedir? Skualen neye iyi gelir?
Hidrofil Sargı Bezi Fabrikası 0507 996 6199 Fiyatları Toptan
Sargı Bezi Fabrikası - https://sargibezifabrikasi.com/
Metronom Müzik - https://www.metronomusic.com/
Akustik Sahne İstanbul - https://akustiksahneistanbul.com/
Kemençe Kursu http://www.kemence.com.t

SKUALEN NEDİR, NELERDE BULUNUR?

Bir isoprenoid bileşeni olan skualen (C30H50), karaciğer ve deride sentezlenir ve köpek balığı karaciğeri ile zeytinyağı en önemli kaynaklarındandır. Skualen emülsiyonları aşılarda adjuvan olarak, kanser ve diğer bazı hastalıkların tedavisinde koruyucu ve önleyici etkileri nedeniyle, ilaç ve gen taşıyıcısı olarak çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Türkiye'nin 2014 yılında skualen üretiminde dünya 4.sü olmasına karşın ülkemizden bu bileşiğin etkisi ile ilgili araştırma bulunmamaktadır. Araştırmalar zeytinyağı üretiminde ön planda olan İspanya ve İtalya kökenlidir. Skualenin özellikle kanser ve diğer hastalıklardaki koruyucu ve önleyici etkilerine yönelik yapılan araştırmalar antioksidan ve antitümör etkilerine ilişkin iki ana konudadır. Antioksidan araştırmalar arasında ülseratif kolit, miyokard infarktüsü, Parkinson hastalığı, ilaç ve radyoterapi yan etkileri üzerinde etkinliği bulunmaktadır. Antitümör etkileri ise kolon, akciğer, meme, nöroblastom, deri kökenli skuamöz hücreli karsinom alanlarında araştırılmıştır. Bu derleme skualen hakkında kapsamlı bilgi sunmakta, çalışmaların laboratuvar ve patolojik metodoloji ve sonuçlarını içermektedir. Birçok alanda etkinliği henüz araştırılmamış olan skualenin özellikle önemli bir üretici olan Türkiye için önde gelen bir araştırma konusu olması gerektiği görülmektedir.

SKUALEN NEYE İYİ GELİR?

Skualen endojen kolesterol sentezinde yer alan 6 izopren alt ünitesinden oluşan triterpen bileşiği olup, 2 molekül farnezil pirofosfatın NADPH aracılı redüksiyon tepkimesi ile kondanse olarak oluşur (1). 1916'da Tsujimoto'nun köpekbalığı karaciğerinden C30H50 formülüne sahip hidrokarbon bileşiğini izole edip, "squalene" ismini verdikten sonra, skualenin farelerde sentezlenebildiği ve fare karaciğerinde de bulunduğu saptanmıştır (2). Skualen; vitamin A, ß karoten, koenzim Q10, E vitamini, K vitaminine benzer yapıda olan isoprenoid bileşiğidir. 6 çift bağ içerir, güçlü radikal temizleme kapasitesine sahiptir ve deriyi lipid peroksidasyonunun zararlı etkilerinden korur (3). "Skualan" ise sebase gland sekresyonlarında doğal olarak bulunan, skualen'in komplet hidrojenizasyonu ile oluşan satüre formudur ve radikal temizleme kapasitesine sahip değildir. Skualen köpekbalığı karaciğeri dışında doğada buğday tohumu, pirinç kabuğu, zeytinyağı, palm yağında bulunan bir bileşiktir (4). Özellikle zeytinyağı %0,7'lik oranla skualeni yüksek oranda içerir (5). İnsanlarda skualen karaciğer ve deride sentezlenir, kanda VLDL ve LDL ile taşınır, ve sebase bezlerden yüksek oranlarda sekrete edilir (6). Skualen emülsiyonları aşılarda adjuvan olarak, kanser ve diğer bazı hastalıkların tedavisinde protektif ve preventif etkileri nedeniyle, ilaç ve gen taşıyıcısı olarak çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Biz skualen ile ilgili bu derleme yazısında özellikle kanser ve diğer hastalıklardaki koruyucu ve önleyici etkileri üzerine yapılan çalışmalara odaklanacağız. Türkiye zeytinyağı ve bununla bağlantılı olarak da skualen üretiminde 2009'da 147 bin tonla 7. sıradayken, takip eden yıllarda üretimi artırarak 2014 yılında yıllık 180 bin tonla 4.sıraya yükselmiştir (7). Önemli bir noktada bulunmakla birlikte ülkemizden bu alanda hastalıklar üzerine bu bileşiğin etkisi ile ilgili araştırma bulunmamaktadır. Araştırmalar zeytinyağı üretiminde ön planda olan İspanya ve İtalya kökenlidir.
Son yıllarda skualenin kanser hücrelerinde inhibisyon ve kanserden koruyucu etkisine odaklanan birçok in vitro ve deneysel hayvan çalışması bulunmaktadır. Bu alanda yapılmış araştırmalar kolon, deri, akciğer ile ilişkili olup tümü deneysel araştırma niteliğindedir. Aberrant kriptik fokus (ACF) APC ve RAS mutasyonları içerebilen, kolon kanserli hastaların kolon mukozalarında saptanan erken preneoplastik bir lezyondur (25). Aberant kriptler çevredeki normal kriptlerden artmış büyüklükleri, hücrelerin lamina- bazal yüzleri arasındaki artmış uzaklık ve belirgin perikriptal zonları ile ayrılırlar (26). Bu çalışmada ACF'leri değerlendirmede kullanılan parametreler ışık mikroskobunda bu foküslerin varlığı ve multiplitesidir. Kript multiplitesi her fokustaki kript sayısı ve bunların 3, 4 veya 4'ten fazla ACF içermelerine göre kategorize edilmiştir. Azoksimetan ile indüklenmiş kolonda aberrant kriptik fokus (ACF) deneysel hayvan modelinde %1 içerikli skualen diyeti uygulanmış erkek sıçanlar, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında total ACF/ kolon sayısında ve her odaktaki aberrant kript multiplitesinde anlamlı bir azalma saptanmıştır (26). Smith ve ark.nın diyetsel zeytinyağı ve skualenin farelerde akciğer tümörogenez üzerine etkisini araştıran çalışmada, 4-(metilnitrosamino)-1-(3-piridil)-1-butanon (NNK) (103 mg/kg, i.p.) ile akciğer tümörogenezi indüklenmiş ve gruplar %5'lik mısır yağı (kontrol), %19.6 zeytinyağı ve %2'lik skualen ile beslenmelerine göre karşılaştırılmıştır. Sigara spesifik nitrozaminler olan NNK (nitrosonornikotin) ve N9 sigara içimi sırasında nikotinin nitrozasyonu ile oluşurlar ve sigara ilişkili kanserlerde önemli bir role sahip oldukları düşünülmektedir. NNK laboratuvar hayvanlarında en potent akciğer karsinojenidir (27). NNK'nin karsinogenezi indüklenmesi için P450 enzimleri ile metabolik olarak aktif hale gelmesi gerekmektedir (28). NNK uygulanmasından 3 hafta önce gruplar, gruplara eşleştirilen diyetler uygulanmış ve NNK uygulamasından 16 hafta sonra da aynı diyetlere devam edilmiş ve bütün gruplarda akciğer tümörü geliştiği saptanmıştır. Tek doz NNK (103mg/ kg) uygulanımı sonrası kontrol grubu+ NNK uygulanan grupta akciğer tümör insidansı %100, tümör multiplitesi 16 tümö fare ve tümör volümü 1.84 mm3 olarak bulunmuştur. Diyetsel zeytinyağı ve skualen uygulaması tümör insidansı üzerine anlamlı bir etki yaratmamakla birlikte, multiplitesi ve volümünü anlamlı bir şekilde (p<0,05) azaltmıştır. (zeytinyağı ile %46- 58, skualen ile %33-47). Bu sonuçlar zeytinyağı ve skualenin akciğer tümörlerinin gelişimini ve büyümesini azalttığını desteklemiştir. Histopatolojik analizlerde skualenin akciğer hiperplazisini (%70), zeytinyağı ve skualenin akciğerde adenom formasyonunu (%34 ve %52) anlamlı bir şekilde azalttığı görülmüştür. Kimyasal olarak indüklenen deri kanseri deneysel modelinde, 50 dişi farede deri tümörü oluşumu indüklenmiş ve devam ettirilmiştir. Farelerin her bir grubu mineral yağı, %5'lik skualen ve Roideks (skualen, A vitamini, E vitamini ve aloe-veradan oluşan formülasyon) ile tedavi edilmişlerdir. Tümörojenik kimyasal maddenin uygulamasından 13 hafta sonra tümör insidansları mineral yağı, skualen ve roideks için sırası ile %33, %27 ve %20 olarak gözlenmiştir. Roideks uygulanan hayvanlarda tümör multiplitesi skualen uygulanan gruba göre 2.8 kat, mineral yağı uygulanan gruba göre ise 3 kat daha az bulunmuştur. Tümör regresyonunu karşılaştırmak amacıyla eşit tümör sayısına sahip fareler 2 gruba bölünmüş ve bir gruba roideks diğer gruba mineral yağı uygulanmıştır. Roideks uygulanan grupta tümör sayısında %33.34 oranında gerileme izlenirken, mineral yağı uygulanan grupta ise %3.44 oranında gerileme izlenmiştir.
submitted by sargibezifabrikasi to u/sargibezifabrikasi [link] [comments]


2020.09.27 14:43 Pomeranianboo French Bulldog yavrusu

Fransız Bulldog - French Bulldog

Fransız buldoğu, iyi huylu, oyuncu, dikkatli ve meraklı bir köpek ırkıdır. Kulakları, yarasa kulağına benzer. Bekçilik görevini mükemmel bir şekilde yerine getirir. Fareleri hiç sevmez, onları acımasızca avlar. Diğer köpeklerden hoşlanmaz, ama beraber büyüdüğü ev hayvanlarıyla iyi geçinir.

French bulldog kökeni

  1. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere Nottingham’daki dantel işçileri Sanayi Devrimi sebebiyle işsiz kaldıklarından İngiliz Kanalı’nı geçerek Fransa’ya göç ettiler ve yanlarında toy bulldoglar da dahil olmak üzere köpeklerini de götürdüler. İşçilerin yanlarında getirdiği bu köpekler Fransa’da çok popüler oldu. Yani ismi Fransız bulldog olsa da bu minyatür bulldog köpekler aslında İngiltere’de ortaya çıktılar. Fransa’da ve tüm Avrupa’da hızla tanınan ırk çok geçmeden Amerikalılar tarafından da fark edildi, Frenchie olarak adlandırıldı ve bugün Amerika’da da en sevilen köpek cinsleri arasında yer alıyor.

French bulldog fiziksel özellikleri

Fransız bulldog cinsinin görünüşü çok tipiktir, bu köpekleri başka bir cins ile karıştırmak mümkün değildir.

French bulldog karakteri

Asık suratlı görünüşüne rağmen Fransız bulldog karakteri çok eğlencelidir. Birlikte yaşamanın çok keyifli olduğu bu küçük köpekler insanların hayatına hem mutluluk hem de neşe katarlar.
Her zaman belirttiğimiz gibi French bulldog karakteri ile ilgili yukarıda yazdıklarımız genel karakter özellikleridir, tüm French bulldog köpeklerin karakteri muhakkak böyle olmak zorunda değildir.

French bulldog bakımı

Bu sevimli köpekle bakmak kolaydır, kısa tüylerini haftada bir defa taramak tüy bakımı için yeterlidir. Fazla egzersiz ihtiyaçları yoktur, her gün yarım saat kadar düzenli gezdirmek hem tuvalet hem de egzersiz ihtiyacını karşılamasını sağlar. Ortalama ömrü 12-14 yıl arasında olan French bulldog kilo almaya eğilimli bir köpek cinsidir, fazla kiloların verebileceği zarar göz önünde bulundurularak kilo almasını engelleyecek bir diyetle beslenmesi sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürmesi için vazgeçilmezdir. Bu arada Fransız bulldog köpeklerin çoğu kısa bacakları ve ağır kafaları sebebiyle iyi yüzemez, eğer havuzlu bir evde yaşıyorsanız bunu unutmamalısınız, zira eğer önlem almazsanız havuza düşerek hayatını kaybetme riski vardır.
Fransız Bulldog yavruları hakkında detaylı bilgiye bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Ayrıca Fransız Bulldog fiyatları hakkında en doğru bilgilere ulaşabilirsiniz.
https://www.binbirkopek.com/7017/french-bulldog
submitted by Pomeranianboo to u/Pomeranianboo [link] [comments]


2020.09.20 11:20 griljedi (Kuram) Jon Snow Hayalet’i Nasıl Buldu?

(Kuram) Jon Snow Hayalet’i Nasıl Buldu?

https://preview.redd.it/s1lvqcsss9o51.png?width=1280&format=png&auto=webp&s=69f3fc3767185650e0b544d139db95acf639cea1
ASOIAF Youtuber Talking Thrones’un “The Real Reason Jon Snow Found Ghost” isimli videosunu izlediğimde genel olarak hoşuma gitti, çevirmek bugüne kısmetmiş. Her zaman ki gibi kendi cümlelerim, yorumlarım ve eklemelerimle yazıyı hazırlıyorum.
Bildiğimiz gibi Bran I POV’da ölü bir ulu kurt ve beş yavru bulunmuştu; üç erkek, iki dişi. Bunlar Ned Stark’ın beş meşru evladının sayısına ve cinsiyetlerine denk geliyordu. Lord Stark ilk başta yavruları istemese de Jon’un ikna becerisiyle Ned ikna edildi ve çocuklar kurtları aldı. Ortalıkta Jon için bir kurt yoktu. Herkes atlara binip köprüye kadar atlarını sürdüklerinde Jon bir anda atını durdurdu.
Atlarına binip yola çıktıklarında, Bran zaferin şekerli tadını ağzında hissediyordu. Yavru kurdunu kıyafetindeki deri katlarının arasında sarmalamış, sıcak bedenine yaslamış, yolculuk için güvene almıştı. Şimdi yavrusuna ne isim vereceğini düşünüyordu.
Köprünün yarısına geldiklerinde Jon aniden durdu.
"Ne oldu Jon?" diye sordu babası.
"Duymuyor musunuz?"
Bran ağaçları sallayan rüzgârı, demir ağacından yapılmış köprüye vuran nal seslerini, aç yavrudan gelen gurultuları duyuyordu ama Jon bambaşka bir şeyi dinliyor gibiydi.
"İşte!" dedi Jon. Hemen atını çevirdi ve tam ters istikamete, köprünün başına doğru koşturdu. Ölü ulu kurdun olduğu yerde atından inip yere çöktü. Bir an sonra, yüzünde bir gülümsemeyle, kafileye doğru geliyordu.
"Diğer yavrulardan uzakta kalmış olmalı," dedi Jon.
"Ya da uzağa bırakılmış," dedi babaları altıncı yavruya bakarken. Bu yavrunun tüyleri bembeyazdı. Gözleri kan kadar kırmızıydı. Bran, diğer yavruların gözleri henüz açılmamışken, bu beyaz yavrunun gözlerinin neden açık olduğunu merak etti.
"Bu bir albino," dedi Theon Greyjoy. Eğleniyor gibiydi. "Bu enik diğerlerinden de önce can verir."
Jon Kar babasının himayesindeki çocuğa uzun ve soğuk bir bakışla cevap verdi. "Ben senin gibi düşünmüyorum Greyjoy," dedi. "Bu yavru benim."
Burada dikkat çeken ilk şey, Jon Snow ve diğerleri 6. yavruyu ilk başta göremiyor çünkü yavru, diğerleriyle beraber değil. Kurt, muhtemelen sürünerek diğerlerinden ayrıldı, yahut Ned’in söylediği gibi “bırakılmış” dahi olabilir. Yani eğer bu yavru kurt, aslında başka bir kurttan doğmuşsa ve buraya bir başkası tarafından (diğer kurtları gönderen) kastten bırakıldıysa, tamam ama hepsi aynı kurttan doğdu ise bırakılma şansı olduğunu sanmıyorum ama burada Ned’in ağzından GRRM’in Jon’un kimliğine de gönderme yapıldığını düşünüyorum. Jon’un ebeveynleri ile ilgili gerçeği göz önüne aldığımızda o da aslında Ned Stark’ın ellerine bırakıldı ve gerçek ailesinden uzağa gönderildi. Zaten kurdun renginin beyaz olması GRRM’in ifadesiyle Jon’un piç olarak büyümesine, dışlanmışlığına bir işaretti ve bence diğer Stark kurtlarından farklı bir kurt olduğuna da bir işaret. Unutmayın ki bu kurt, ayrıca diğerlerinin aksine, gözleri açık olan tek kurttu. Yeni doğan kurt, köpek, kedi vb. Canlıların gözleri ilk aşama kapalı olur ve sonraki haftalarda açılır. İlk doğan ayrıca en iri olandır da... Burada Hayalet’in gözleri açık. Bunun sebebini bir türlü anlamamıştım, ya bu hayvan hepsinden önce doğdu ya da hepsinden daha hızlı gelişen, büyüyen ve güçlenen kurt, Hayalet ki gerçekten de Hayalet, sonrasında diğerlerinden daha hızlı büyüyordu. Bu da belki Jon’un geleceğine işaret olabilir, bir çocuk olmasına rağmen daha ilk iki senesinde Gece Nöbeti’nin Lord Kumandan’ı seçilmeyi başarmıştı ve kendi kardeşlerinden de daha olgun olmasının yanı sıra hızla büyüyen biriydi.
Bu kısmı geçersek gelelim ana konu olan kurdun bulunma şekline... Hayalet ile ilgili ilginç bir bilgi verdikten sonra devam edelim. Bunun için JON I POV’a geçiyoruz.
Jon tavuğun bir budunu koparmak için uzandığında aklına daha iyi bir fikir geldi. Tavuğun tamamını bıçağına geçirip bacaklarının arasından masanın altına kaydırdı. Masanın altındaki Hayalet, sessiz bir vahşilikle kendisine verilen yiyeceği yemeye başladı.
...
Benjen soğan yerken Hayalet'i neşeyle izliyordu. "Çok sessiz bir kurt bu," dedi.
"Diğerlerine hiç benzemiyor," diyerek karşılık verdi Jon. "Hiç ses çıkarmıyor. Ona bu yüzden Hayalet adını verdim ve bembeyaz tüyleri yüzünden. Diğer yavrular siyah ya da gri, hepsi koyu renk."
Bunun gibi birkaç alıntı daha görmek mümkün; kısacası Hayalet, hiç ses çıkartmıyor, ismi bu yüzden Hayalet. GRRM sonraki kitaplarda bile bunu bize hatırlatıyor. O zaman şu soruyu soralım; Jon Snow, Hayalet’in sesini nasıl duydu da onu gidip buldu? Öyle ya, bu kurt hırlamıyor bile, mırıldandığını bile okumadık, dilsiz bir hayvan gibi, sessizce işini hallediyor. O zaman Jon’un bu kurdu duyması mümkün değil ki diğerleri de duymadı zaten. Bran, elindeki kurtların mırıltısını ve diğer bir çok şeyin sesini duydu ama Hayalet’i duymadı.
“...O sıradan bir kurt değil. İri Jon, ulu kurtların çocuklarınıza kuzeyin eski tanrıları tarafından gönderildiğini söylüyor.”
Catelyn, oğullarının kurtları karlar arasında bulduğu günü hatırladı. Üçü erkek ikisi dişi beş kurt yavrusu vardı, Stark Hanedanı’nın beş öz çocuğu için beş kurt... ve altıncısı, beyaz tüylü, kırmızı gözlü, Ned Stark’ın piç oğlu Jon Kar için. Onlar sıradan kurtlar değiller, diye düşündü. Gerçekten değiller.
Kurtların sıradan olmadığı aşikar, başkaları da bunu sezinleyebiliyor, birkaç yerden bu yönde ifadeler okuduk. Yaz, Bran’ın komadayken ölmesine engel dahi olmuştu ve dahası hayvanlar, sahiplerinin ölüm tehlikesine girdiğinde anlıyor ve uyarıyor ve karşı tarafın içindeki kötülüğü sezinleyip yine uyarıyor. Hepsinden önemlisi bu kurtar, Stark çocuklarının warg yeteneklerini asıl tetikleyen unsurdur. Yani kanlarındaki büyü ile bu hayvanların bir bağlantısı, ilişkisi var. Sadece sayı değil cinsiyetlerin de birebir uyuşması, hayvanların çok önemli olduğuna ve sıradan olmadıklarına işaret ve İri Jon haklı olabilir, bu kurtlar gerçekten de kuzeyin eski güçleri tarafından gönderilmiş olabilir ki mantıklı olan da budur, yoksa 200 senedir Sur’un güneyinde görülmeyen bir kurdun, Sur’u geçip Starkların bulması için doğum yapması mümkün değildir.
Bazı okuyucular ulu kurtların, sıradan kurtardan daha büyük; hoş özellikli koca köpekler gibi görse de bu kurtların içinde Melisandre’nin de ifadesiyle “güç” olduğunu yani “büyü” olduğunu çok rahat gözlemleyebiliyoruz. Zaten başka türlü warg yeteneğini tetiklemeleri mümkün olmaz. Unutmayın sadece 1000 kişiden 1’i warg olabilir ama bir evde etkin olarak warg gücüne sahip olduğundan emin olduğumuz 4 çocuk var, Robb rüya gördü mü hiç bilmiyoruz (ama diğerleri gibi onunla çok vakit harcadığı için tetiklenmesi mantıklı olan) ve Sansa’nın, kurdu öldüğü için, var olan warg yeteneğinin tetiklenmediğini ve haliyle hiç kurt rüyaları görmediğini biliyoruz ama Leydi ölmeseydi ve onunla zaman geçirmeye devam etseydi, Sansa da etkin bir warg olacaktı çünkü altı çocuk da warg, kanlarında o büyüyle doğmuşlar.
“Boz Rüzgâr’ın hoşlanmadığı her adam, senin yanında olmasını istemediğim adamdır. Bu kurtlar, kurttan öte yaratıklar Robb. Bunu biliyor olmalısın. Belki de onları bize tanrılar gönderdi. Babanın tanrıları, kuzeyin eski tanrıları...”
...
"Sizin de beş meşru evladınız var. Üç oğul, iki kız. Ulu kurt Stark Hanedanı'nın arması. Bu yavrular sizin çocuklarınız tarafından sahiplenilmek için doğmuş." Jon Snow, Bran I
...
Kırmızı gözler, diye fark etti Jon ama Melisandre’nirı gözleri gibi değil. Kırmızı gözler, kırmızı ağız, beyaz kürk. Kan ve kemik, bir yürek ağacı gibi. Bu hayvan eski tanrılara ait ve bütün ulu kurtların içinde yalnızca bu kurt beyazdı. Robb ve Jon yaz karlarının arasında altı yavru bulmuşlardı; beş yavru gri, siyah ve kahverengiydi, Starklar için beş yavru ve bir beyaz yavru, Kar gibi beyaz. Jon cevabını almıştı artık.
Gördüğünüz gibi birden fazla kişi bu kurtların, kuzeyin eski güçleri tarafından gönderildiğini düşünüyor ve hatta Jon’un alıntısı bize Kankuzgun’un görünüşünü de tarif ediyor. Hayalet ve Kankuzgun’un tarifi neredeyse aynı; kemik/kar kadar beyaz ten/kürk ve kan kırmızısı gözler. Kemik ve Kan. Bu ayrıca Büvet ağaçlarının da tarifidir. Yani Büvet Ağaçları, Hayalet ve Kankuzgun’un görünüşleri aynı. Bu da kurtların ve kuzey güçlerinin ilişkisine bir gönderme. Yani kurtlar, Kankuzgun’u ve Şarkıcılar tarafından gönderilmiş olabilir. Bazı okuyucular, kuzeyin eski tanrılarının aslında eskiden yaşamış ve ölmüş ve ruhlarının Büvet ağaçlarının içine girmiş olan yeşil görenler olduğunu düşünüyor. Bu kadar çok ve isimsiz olmalarının sebebi buna bağlanıyor ki mantıklı. İnsanın ilkel aklıyla da böyle güçleri olan ve bu şekilde iletişim kuran kişiler, zamanla ilah gibi görülmeye başlanmıştır. Bu da bize eski kuzey ilahlarının neden Büvet ağaçları olmadan güçlerini kullanmadıklarını, bu ağaçların olmadığı yerde güç sahibi olmadıklarını açıklıyor çünkü yeşil görenler, bu ağaçlar aracılığı ile güçlerini kullanıyor.
Jon’a ve Hayalet’e dönelim...
"Ne oldu Jon?" diye sordu babası.
"Duymuyor musunuz?"
Jon’un, ses çıkarmadığı için, Hayalet’i duymasının mümkün olmadığında anlaştık sanırım? Oradaki onca insanın da kurdun çıkardığı sesi duymamasının aslında tam da bu sebeple olduğunu anlamışızdır. Jon, köprünün yarısına geliyor, atlar zaten ayrı ses çıkartıyor ve diğer sesler de var ama kimse duymaz iken Jon, kurdun sesini duyuyor. Onca mesafe ve sesin içinde kurdun, sesini duyurması için, çok fazla ses çıkarması beklenir ki böylece sadece Jon değil, diğerleri de duysun ama kimse Hayalet’i duymadı çünkü kurt yavrusu aslında hiçbir şekilde ses çıkarmadan orada duruyordu, en azından sesi dışından çıkarmadı.
O zaman Jon nasıl duydu? Aslında soruyu birkaç kere sorsak da kesin bir cevap vermek mümkün değil ama yüksekle ihtimal buna imkan veren şey Jon’un warg yeteneği ve bu kurdun onun için olmasından kaynaklı. Yukarıda söylemiştim, kurtlar ve sahipleri arasında bir bağ var; sadece sayısı değil, cinsiyetleri de çocuklara denk ve warg yeteneklerinin tetiklenmesiyle bağlantılılar. Hepsi warg kanını taşıyor, Jon da bu şekilde Hayalet’in duyuyor; zihnini... Yani bir çeşit ön-warglama gibi diyebiliriz belki. Sonraki kitaplarda uyanıkken de kurdun varlığını hissettiğini biliyoruz, yanında olmasa bile (bir tek Sur ötesinde ayrıldıklarında ve Jon geri döndüğünde, bir süre hissedemedi ve rüyasında göremedi) ve Jon’un Hayalet’in hislerini, açlığına kadar hissettiğini de biliyoruz, doğal olarak hayvanın içinden/zihninden ses çıkardığını ve Jon’un, kurtla bağlantısı sayesinde, bunu duyduğunu söylemek mümkündür.
Bran, diğer yavruların gözleri henüz açılmamışken, bu beyaz yavrunun gözlerinin neden açık olduğunu merak etti. - Bran POV I
...
Bütün yavrulardan hızlı büyüyen Hayalet onu kokladı, dikkatli ve hafif birkaç ısırıktan sonra iki kurt da yere yattı. - Arya POV I
Hayalet’in gözlerinin hepsinden önce açık olmasının belki de sebebi ve amacı buydu? Biliyorsunuz “gözlerinin açılması” terimi, kitaplarda güçlerini keşfetme ve kullanmayla ilişkili bir durum. GRRM buna gönderme yapmak istemiş olabilir. Belki de bu yüzden Hayalet, diğerlerinden daha hızlı bir şekilde büyümüştür... warg bağlantısı çift taraflıdır; Jon ile hızlı kurduğu bağlantı, belki de kurdun hızla büyümesine de sebep olmuştur?
Videoyu hazırlayanın başka bir düşüncesi var ve daha çok bu düşünce üstünde duruyor; Bloodraven ya da gelecekteki Bran’ın etkisiyle Hayalet’i duymuş olması/fark etmiş olduğu... Jon’un “Duymuyor musunuz?” sorusu üstüne Bran’ın ilk duyduğu şeyin ağaçları sallayan rüzgarın sesi olduğuna dikkat çekiyor. Belki de diyor, gelecekteki Bran’ın fısıltısını duymuştur ve bunu Hayalet’in çıkardığı bir ses olarak algılamıştır. Sonuçta hayvanın da nasıl bir ses çıkardığınız bilmiyorsak da bence bunun bir “kelime” olması pek olası değil, kelime olsaydı zaten bu Jon için dikkate değer bir şey olurdu. Gelecekteki Bran’ın da köpek sesi çıkardığı düşüncesi çok saçma geliyor yahut Kankuzgun’un.
Bu düşünceye temel olarak daha sonraki bölümlerde de Büvet ağacı kullanıldığında, dinleyen kişi için ağaçların-rüzgarın fısıltısı şeklinde bir şey duyduğuna dair örnekler vermiş. Örneğin geçmişteki Ned’e seslenmesi ve BR’nin rüzgar duydu vs. şeklinde bir açıklaması veya Theon’un Kışyarı’nda iken Bran’ı fısıltı-rüzgar şeklinde duyması gibi.
Belki gelecekteki Bran sayesindedir, bilemiyoruz ama bana göre “rüzgar fısıltısı” alıntıları bunun için yeterli bir delil değil, bu sadece ama sadece bir yeşil görenin “etkisi” olduğuna dair bir işaret olabilir ki kurtları gönderenin bir yeşil gören olduğu fikrine sıcak baktığımızı farz ediyorum. Haliyle orada halihazırda olan biteni izleyip, Jon’un kendi kurdunu bulduğundan da emin olmak isteyecektir.
Gelecekteki Bran kuramı popüler sayılan bir düşünce ama bu fikre çok soğuk bakıyorum. Yani neden illa sittin sene sonraki x kişi geçmişe müdahale etmek zorunda ki? Hele ki elimizin altında sittin senedir Starkları izleyen ve çevresinde dolanan yaşayan en güçlü yeşil gören varken? O yapabilecekken niye 100 sene sonraki Bran yapsın? Mantık nedir? “Bakın, gemişe müdahale edebiliyor, çok güçlü biri!” demek için mi? 100 tane olayla bunu anlatabilirsin. Örnek? Bir insanı (Hodor) warglayarak. Bu yüzden Gelecekteki Bran kuramlarına, ikna edici kanıtlar görmediğim yahut doğrudan bu konuda sahne görmediğim sürece, pek ihtimal vermeyeceğim.
Konuyu sonuca bağlayıp bitirirsek; bana göre Hayalet ve Jon arasındaki bağ, (muhtemelen) 3. kişilerin (yeşil gören; BR?) vesilesiyle, o anda kurulmuştu ve bu sayede de kurdu zihninde duyması ve bulması mümkün oldu.
İnşallah yazıyı beğenmişsinizidir, okuduğunuz için teşekkürler.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.29 15:07 griljedi GRRM - 2006 Söyleşileri

- Panelde GRRM, Romeo ve Juliet gibi trajik aşk hikayelerini daha çok tercih ettiğini söylemiş ki ASOIAF’a genel olarak baktığımızda, durum gerçekten böyle. Ayrıca kitaplarındaki cinsel sahnelerin “gereksiz” olduğu iddiasını da alaya almış; sürükleyici bir deneyim yaratmaya çalıştığını, cinselliğin insan hayatının büyük bir parçası olduğunu ve karakterlerinin gelişimi için gerekli olduğunu savunmuş. Cinsel sahneler konusunda ölüm konularından daha çok şikayet mektubu almaya başladığını ifade etmiş.
- Jaime karakterini en başından beri karmaşık bir karakter olmasını mı planladığı yoksa yazım aşamasında mı karar verip vermediği ile ilgili soruya “gri karakterleri keşfetmeyi seviyorum ve en başından beri Jaime’nin karmaşık olmasını planlıyordum” diye cevap vermiş ama bazı detayların yazım aşamasında ortaya çıktığını da eklemiş.
- Gri karakterler yazmayı tercih ettiğini vurgulamış çünkü gerçek hayatta da insanların karmaşık olduğunu ve iyi kötü şeyler yapmaya eğilimliğini ifade etmiş. Kurgularda bir savaş kahramanının ve eve gittiğinde ailesini döven insanları birbirinden ayırma eğilimlinde olduğunu ama gerçekte böyle olmadığını, kendi kitaplarında da böyle yapmadığını ifade ederek; arkadaşlarının hayatını kurtaran bir kahramanın eve gittiğinde ailesini dövdüğünü ama bu yaptığı kötü şeyin yaptığı diğer iyi şeyi ortadan kaldırmadığını ama ikisinin de aynı kişi olduğunu vurgamış; kahraman ve kötü.
- Yeni kitapta Arya ve Asha’yı göreceğimizi ve yeni bir POV karakteri olacağını söylemiş ama bundan sonraki kitaplarda daha fazla yeni POV karakteri olmayacağını umduğunu ve mevcutların da azalacağını ifade etmiş. Ayrıca zaman çizelgesi olarak Ejderhalarla Dans’ın Kargaların Ziyafeti kitabını geçebileceğini ama bunun kitabın uzunluğuna bağlı olduğunu da eklemiş. Ayrıca Castery Kayasını ve Yüksekbahçeyi de kesinlikle göreceğimizi belirtmiş. (Şimdi 2005 senesinde 4. kitap yayımlandı ve 2006’da Dans’ı yazmaya başlamış görünüyor çünkü birkaç bölüm de okumuş panelde yahut zaten elinde önceden yazılı notlar vardı, genelde hep bir sonraki kitap için elinde el yazmaları oluyor. Bahsedilen yeni POV karakteri belli ki Melisandre idi ama Kaya ve Bahçeyi kesinlikle görmedik ve zaman da 4. kitaptan ileride değildi. Burada bir fikir değişimi olmuş, demek ki hikaye çizgisinde farklılık var.)
- GRRM’e neden uyumsuzlar ve dışlanmışlar hakkında bu kadar çok şey yazdığını sormuş. O da “bir seviyede herkesin garip ve uyumsuz olduğunu” ifade etmiş. Bariz uyumsuzlar dışında (Tyrion ve Brienne), Davos soylu olmaması yüzünden uyumsuz iken ki yüksek konumundan hep rahatsızlık duyuyor; Ned, kardeşinin hayatını yaşadığı için – Kışyarı ve Cat ile evlenmek- kendini uyumsuz hissediyor ki istediği ya da seçeceği şey bu değildir.
- Hikayedeki kötü adamların “diğer tarafın kahramanları” olduğunu ve hiçbir kötü adamın uyanıp “hmm bugün ne kötülük yapsam” diye düşünmediğini, kendi motivasyonları olduğunu ifade etmiş.
- Yeni kitapta olacak POV karakteri sorulmuş ve Arya’yı da göreceğimizi söylemiş ve arkasından bir Zeki Müren espirisi patlamış. “Peki, Arya da bizi görecek mi?” diye sormuşlar. “Elbette ki hayır... O bir kurgu karakter, bizi göremez ama o görecek mi....? Bilmiyorum.. herhangi bir şey?” Arya’nın sona yaklaştığını ifade etmiş. Anladığım kadarıyla Braavos macerasını ve eğitimini kast ediyor ki bir zahmet yani, lütfen. Bu durumda ön gördüğümüz gibi 6. kitabın en geç yarısında bizim Dişi Kurt, Westeros’a geri dönüyor.
- Kitabın neden bu kadar uzun sürdüğüyle ilgili soruya “hata yaptığını” itiraf ederek başlamış. Tolkien’in LOTR’u ilk Shire ile başlatıp zamanla diğer coğrafyaları tanıttığını, hikayeyi genişlettiğini ve bunu çok iyi şekilde yaptığını söylemiş ve kendisi de aynı şeyi yapmaya çalışmış; en başından beri dünyasının yeni coğrafyalarını ve karakterlerini tanıtmaya çalışmış ama kendini bir sürü topla havada bulduğunu ve onları orada tutmak zorunda olduğunu yoksa topların kafasına düşeceğini söylemiş. (Özetle işler biraz kontrolünden çıkmış görünmekte.) Bazı okuyucuların Ziyafetteki yeni pov karakterlerinden fazla hoşnut olmadığını ve eskileri istediğini ama coğrafya olarak yeni pov karakterlerine ihtiyacı olduğunu ve tek bir pov karakteri ile - Dorne ve Demir Adaları - anlatmaya çalışsa da bunun işe yaramadığını söylemiş. Bu da fazla gecikmeye neden olmuş.
- Rorge ve Isırık için bilgi verdi, Flea Bottom’da Rorge’un bir barı varmış ve adam sıçan, köpek ve ayı yavru dövüşleri düzenleyerek para kazanmış ve sonra yetim genç Isırık’ı bulmuş, içeri almış ve onu dövüşlere sokmaya başlamış; ayı yavruları vs. ile.
- Eğer kitap bitmeden ölürse ne olacağını sormuş. GRRM “sipariş üzerine kitap yazan yazar bozuntularının kitaplarımı bitirmesini istemiyorum, kitapları bitirene kadar uzun yaşayacağımı ummanız gerekir.” diye cevapladı (ulan hızlı yaz o zaman!).
- İnsanları, karakterlerin isimlerini bebeklerine vermesini hala şaşırtıcı bulduğunu söylemiş. Güzel ve Çirkin (GRRM’in yazdığı, birkaç sezonluk dizi) dönemlerinde, bir kadın karakter öldürüldü ve yeni biri tanıtıldı. Bu olayın üstünde ağlayan öfkeli bir kadından telefon almışlar ve yazarların bebeğini öldürdüklerini söylemiş; kadın, bebeğine J karakterinin ismini vermiş. GRRM “Dikkatli olun,” diyor; “karakteri şimdi seviyorsunuz ama ya üç kitap sonra?” (Özeti yazan arkadaş, sonuç; çocuklarınıza, karakter öldükten sonra isim koyun. Demiş. Aklıma Dany ve Tyrion’ı oynayan Peter’ın açıklaması geldi nedense).
- GRRM’e kitaplarda en hafife alınan karakterleri sordu ama o bu soruya GERÇEK bir cevap vermedi ama okuyucuların hangi karakterleri sevmediğini bildiğini söyledi; Sansa ve Cat ama ikisini de sevdiğini söyleyerek ekledi; Arya, Jon ve Tyrion çoğu okuyucunun favorisi diye ekledi.
- Biri Tywin ve fahişeyi (shea) sordu ama GRRM, buna burada cevap vermeyeceğini sonraki kitaplarda çözüleceğini söyledi.
- George, planlanan 5 yıllık atlama hakkında gerçekten aptal hissettiğini söyledi. Başlangıçta Jon'un Sur’da otururken "Lord Commander olduğumdan bu yana yıllar oldukça sessiz geçti ama bunun şimdi ortadan kalkmaya başlayacağını düşünmeye başladım ..." diye hayal ettiğini ifade etti. (Saçmalığını fark etmiş durumun) Yetişkinler, Arya'nın ergenliğe girmesini bekleyemez.
- Bölümlerin (POV) başlıklarının isminin karakterlerin kendilerini nasıl düşündüklerine – özellikle Sansa’nın- dair bir baş sallama olduğundan bahsetmiş (Bu Sansa ve Aleyne konusunda söylediği bir şey vardı ama ileriki yıllara air bir söyleşiye ait).
- Ned Stark’ın Lord Hastings ve Robert’ın da Edwardu IV ile benzerlikleri olduğu, ikisinin de beklenmedik anda uyarılmaksıızın kafasının kesildiği söylenince GRRM de “Eğer daha dikkatli bakılırsa diğer tarihi figürlerle de benzerlikler görülür; Henry VIII’in Robert’ı ve Richard III de Tyrion’a benzer (yahut tersi işte). Marg’ın işkence gören bir şarkıcı tarafından itirafla ihanete uğrayan Anne Boyne’a benzediğini söylendiğinde GRRM “temelde böyle” diyerek bunu kabul etti. Lakin verdiği cevapların hiçbiri açık değilmiş.
- Seriye başladığınız zamandan beri hikaye konusunda çok sapma var mı ya da tüm hikaye konusu başlangıçtan beri az ya da çok hesaplamış mıydınız? İlk tasarladığınızdan daha fazla karakterler eklediniz mi? Serinin yazım aşamasında ilk planlarınızda hiçbir değişim yaptınız mı?
Hikayede sapma var diyemem ama bir yerden diğer yere varmak ilk tasarladığımdan daha fazla zaman ve sayfa aldı... belki de karşılaştığım yerleri ve karakteri bu kadar ilginç bulduğum içindir. İnsan olduğunda ısrarcı olan mızrak taşıyı ikincil ve üçüncül karakterler bu konuda asıl suçlanacak kişiler; yapmalarını istediğim tek şey orada durmaları, sessizce durmaları ve mızrağı tutmaları. (*Mızrak taşıyıcısı, bir oyunda küçük bir rolü olan, eylemleri az önemli olan karakterleri ifade eder.* ) Evet, bazı başlangıç planlarımda değişim oldu. Eğer olmasaydı ben sadece noktaları birleştirirdim ve bu da beni delirtirdi. Bazı yazarlar mimar, bazıları da bahçıvandır, ben ikincisiyim. Hikaye, yazım sırasında kendine ait bir yaşam sürer (yani hikaye, yol boyunca kendi kendini geliştirir, büyütür ve kendini anlatır demek istiyor. GRRM bu tarz hikayeler yazabiliyor, öbür türlüsünde ilgisini kaybediyor).
- Dünyanızda bilhassa gurur duyduğunuz bir parça var mı?
Sur’u seviyorum. Bildiğim kadarıyla bir fantezi dünyasında eşsiz, benzeri yok.
- GRRM, Cersei ve Dany’nin doğrudan tezat oluşturmayacağından pişmandır...(anlamadım doğrusu) GRRM, zaman çizgisini belirsiz tutmaya çalışıyormuş. Karakterlerini ayrıntıyla anlatmak için fazladan nefes alanlarını seviyor. Bran’ın herhangi bir bölümü yoktu ve Dany’nin sonu farklıydı. Şimdi onun sona erme biçimini seviyor (Yine anlamadım, önü ve arkasında açıklayıcı bir şey yoktu, biraz saçma bir özetleme olmuş olan biteni).
- Krallar, bir kişiyi şövalye ilan edebilir ama Lordlar edemez. Lordun bir kişiyi şövalye yapabilmesi için kendisinin de şövalye olması gerekir, bu yüzden Eddard Stark kimseyi şövalye yapamaz ama Kral Baelor bir kral olarak yapar. Krallar için en önemli şey lordlar ilan etmek, sorun onlara toprak verebilmekte (Böylece Jorah, İnanç’tan olmadığı halde nasıl şövalye ilan edildiğini öğrendik, kral istediğini şövalye yapabilir).
- İkinci Ejderhaların Dansı, Dany’nni istilası manasına gelmesi gerekmez (Bu ilginç işte; kırmızı ringa balığı mı uzattı yoksa GRRM’in aklındaki 2. Dans bizim kafamızdakinden çok mu farklı? )
- Kitapların geri kalanında tüm karakterler olacak mı sorusuna; “Evet, ADWD'den sonra tüm karakterleri aynı kitapta bir araya getirmeyi umduğunu” söyledi. Kahkahalar atarken birazını öldürmesi gerektiğini de ekledi.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.05.26 20:07 GizemMT Bütün ırk,cins dişi ve erkek satılık köpek fiyatları ve köpek ilanları

submitted by GizemMT to u/GizemMT [link] [comments]


2020.05.17 06:38 lololeyli en sevmediğim kedi türü ektedir laboratuvar kedisi bunlar ruhları yok bir şeyi yok kedi dediğin ananı sikecek böyle yemeğine yaklaşınca kolunu yirtacak azdiginda gelip bacağını sikecek öbür dişi kedilerle zamparalik edecek kedi dediğin köpek dövecek abi bunlar işte sosyete kedisidir

en sevmediğim kedi türü ektedir laboratuvar kedisi bunlar ruhları yok bir şeyi yok kedi dediğin ananı sikecek böyle yemeğine yaklaşınca kolunu yirtacak azdiginda gelip bacağını sikecek öbür dişi kedilerle zamparalik edecek kedi dediğin köpek dövecek abi bunlar işte sosyete kedisidir submitted by lololeyli to KGBTR [link] [comments]


2020.05.14 15:45 MilletinGercekleri Antalya’da 7 yavrusu bulunan dişi köpek tüfekle vurularak öldürüldü

Antalya’da 7 yavrusu bulunan dişi köpek tüfekle vurularak öldürüldü
Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde 7 tane yeni doğan yavrusu olan dişi köpek, tüfekle vurularak öldürüldü. Köpeğin kim ya da kimler tarafından vurulduğu bilinmezken, mahalle sakinleri ise yavruları sahiplenip yaşatmaya çalışıyor.
https://preview.redd.it/qd0sw54oiqy41.jpg?width=800&format=pjpg&auto=webp&s=23aef718896ce3b3c577e8482cbc1b01e7e430b6
submitted by MilletinGercekleri to TurkReddit [link] [comments]


2020.04.29 22:40 kopekkulubu İngiliz Bulldog

İngiliz Bulldog

ingiliz bulldog yavruları fiyatları

Köpek Kulübü üretim çiftliğinden safkan belgeli ingiliz bulldog yavruları.
📷
Bir zamanların boğa güreşçisi olan bulldog köpek ırkı ingiliz bulldog köpekler, son derece cesur ve güçlü bir yapıya sahiptirler. Sevilmeyi ve ilgi görmeyi çok severler. Bu çirkin ama bir o kadar da sevimli olan ingiliz bulldog ırkını bahçeli ya da bahçesiz evde beslemek mümkündür. Bölgesini ve sahibini korumayı çok sever.
Ülkemizde rakam skalasından dolayı sanırım zenginlik gösterisi anlamında hissedilmektedir. Maalesef ki, ingiliz bulldog ırkının eşleşmesinden ve doğumundan dolayı hak ettiği rakamsal değerin üstünde seyreden satış fiyatlarından ötürü arz ve talebi düşüktür. Gönül ister ki Bulldog familyasında olan French bulldog ırkı gibi üretimi ve doğumu son derece rahat ve başarılı olsun ve aynı zamanda da rakamı fransız bulldog seviyesinde olsun ama, bu ırkın üreticileri bilir ki, doğum yaklaştıkça aynı zamanda sezaryen stresi de başlamaktadır. Bir çok tanıdığım ingiliz bulldog üreticisi arkadaşım doğum zamanı olan 60 ile 65 günlük süre bitimine kadar olan sürede endişelenmekte ve anne ve bebeklerin ölme riskinden dolayı da korkmaktadırlar.

satılık ingiliz bulldog yavruları

English bulldog özellikleri
Bulldog iri ve geniş kafasıyla sağlam ve güçlü bir köpektir. Kafası gözlerinin yanına kadar ulaşan yanakları ile geniştir. Alın ve kafasındaki deri buruşukluklar halinde aşağı iner. Burnu kısa, basık ve geniştir. Üst dudakları sarkık ve alt çene dışa çıkıktır. Gözler yuvarlak, birbirinden ayrık ve koyu renktedir. Kulaklar küçük, ince ve gül biçiminde geri kıvrıktır. Kuyruk kısa ve aşağıda taşınır. Kürkü kızıl, kaplan deseni, sarı, soluk kırmızı ya da beyaz veya bu renklerin kombinasyonları olabilir. Yüzü bazen koyu renkli olabilir. Kompakt ve adaleli vücudunun iki köşesinde konumlanmış güçlü ve kısa bacakları Bulldog ırkına paytak bir yürüyüş kazandırır.
İngiliz Bulldog Karakteri
İngiliz Bulldog görünümü bazen tehdit edici olsa da tamamıyla güvenilir en kibar köpeklerden biridir. Yine de istenmeyen çok az misafir bir zamanlar boğalarla dövüştürülen bu köpeklerle karşı karşıya kalmaya cesaret edebilir. Karakteri oldukça sevgi dolu, diğer hayvanlarla güvenilir ve çocuklara karşı kibar, düşmana karşı ise oldukça cesur ve sert olarak tanımlanır. Bulldoglar elde edebileceği her ilgi ve sevgi kırıntısını değerlendiren insan köpekleridir. Irkın mutluluğu için insan ilgisi şarttır. Bazı Bulldoglar köpeklere karşı saldırgan davranabilir. Ev hayvanları ile arası iyidir, ancak yabancı köpekleri tolere etmeyebilir. Genç Bulldoglar eğlenceyi seven hareketli köpekler olsa da yaşlandıkça sakinleşirler. Horlaması ile ünlüdür ve salyalı olabilir.
Yaşam Ortamı
İngiliz Bulldog apartman hayatı için idealdir. Ev içinde hareketli değillerdir ve bahçesiz bir evde de mutlu olabilirler. Bu ırk dışarıda yaşayamaz. Bulldog ılık iklimleri soğuk iklime her zaman tercih eder. Çok sıcak havada serinlemekte zorluk çeker.
Egzersiz İhtiyacı
Bazı erişkin Bulldoglar enerji doluyken bazıları tembeldir. Yine de her Bulldog düzenli egzersizden zinde kalmak için faydalanacaktır.
English Bulldog Bakımı
Kısa tüylerinin bakımı kolaydır. Haftalık fırçalama yeterli olacaktır. Yüzü ve kırışık deri araları düzenli olarak nemli bezle silinmelidir.
Irk Kökeni
Bugünün ingiliz bulldog köpek ırkı atalarından çok farklı bir karaktere sahiptir. Irk, eski Asi atik mastiff ırkına dayanır, ancak gelişimi İngiltere'de gerçekleşmiştir. Ortaçağ orijinli "Bulldog" ismi, sadece küçük bir boğanın güçlü görünümünden değil aynı zamanda 19. yüzyılda yasaklanıncaya kadar devam etmiş boğa-köpek dövüşlerinden gelmektedir.
İngiliz Bulldog Renkleri
İngiliz Bulldog renkleri kahverenginin üzerine karışık renkler benekli, beyaz ya da bej olabilir.
Irk Boyutu : Orta Boy
Yükseklik : Erkek 31 - 40 cm Dişi 31 - 40 cm
Ağırlık : Erkek 24 – 25 Kg Dişi 22 – 23 Kg
Ortalama Yaşam : 8-12 yıl

ingiliz bulldog fiyatları

Sayfamın üst bölümünde belirttiğim gibi bu sevimli ırkın üretiminde ve doğumunda yaşanan olumsuzluklardan ve Ülkemizde üreticisinin az olmasından dolayı satış fiyatları diğer ırklara göre bir miktar yüksektir. Aslında Avrupa ülkelerine bakarak ülkemizdeki rakamları ise son derece normal konumdadır. Ülkemizde ingiliz bulldog fiyatları şecere durumuna göre 3.500 TL ile 8.000 TL arasında farklılık gösterebilmektedir.
submitted by kopekkulubu to u/kopekkulubu [link] [comments]


2020.04.28 23:33 kopekkulubu Alman Çoban Köpeği

Alman Çoban Köpeği
Alman Çoban Köpeği
https://www.kopekkulubu.com/alman-coban-kopegi.htm
0532 343 80 41
Köpek Kulübü üretim çiftliğinden alman çoban köpeği yavruları.
Alman Çoban Köpeği Yavru
Gerçek bir Alman Çoban Köpeği yavrusuna sahip olmak ister misiniz?
Dünyanın en zeki köpek köpek ırkı olan Alman Çoban Köpeği yaşantımızın her döneminde kendini başarılı ve insanoğlunun dostu olarak göstermiştir. Özellikle son 100 yıldır ülkelerin savunma sanayilerinde ki başarılarının yanında evlerimizde başarılı bir alan koruma köpeği olmasının yanında çocukların da dadısı pozisyonunda hayatlarımıza eşlik etmektedirler.
German Shepherds Dog, İnsanoğlu ile birlikte tarihte en uzun süre birlikte yaşayan bir köpek ırkı konumundadır. Dünyanın en zeki ve en eğitilebilir köpek ırkı olup, orta tüy uzunluğundadır. Diğer köpek ırklarından farklılığı belinin düşük olmasıdır. Kendi sülalesinde iki kategoriye ayrılan bu ırk, birinci working line olarak adlandırılan, ağır ihtisas eğitimlerinde (bomba, narkotik, iz takip gibi) kullanılan alman çoban köpeği, çok hareketli olmasından dolayı ev ortamında beslenmesi çok da uygun değildir.
Show line olarak adlandırılan ve hepimizin bildiği o muhteşem fiziğe sahip olan bu köpek ırkı, alman çoban köpeği yavru kızıl beli düşük ve görüntüsü son derece güzel olup, evlerimizde, bahçelerimizde şehir yaşantısında beslenmesi son derece uygundur. Karakter olarak son derece sosyal olup diğer insan ve petlerle uyumlu olup, bekçilik için eğitilen bu köpeklerin yabancılara ve diğer petlere karşı dikkatli davranılmalıdır.
Genetik rahatsızlığı olan displazi Türkçe karşılığı kalça çıkıklığı olan hastalığına dikkat edilmelidir. Dünya da bu kadar popülaritesinin yüksek olmasının en önemli nedeni çok zeki olması, doğru ve profesyonel bir eğitimle her istediğinizi rahatlıkla alabileceğiniz gerçeğidir. Bu köpek ırkının sahiplerine en önemli tavsiyem, Ona gerekli vakti ayıramayacak sak, gerekli ilgiyi gösteremeyeceksek kesinlikle Onun hayatına girmeyelim.
Türkiye'de ve dünyada ticari anlamda büyük rantı olan bu köpek ırkı için bir çok federasyon ve dernek kurulmuş ve bu dernek ve federasyonlar secereli köpek adı altında yavru satışı yapmaktadır. Ancak WUSV yani Almanya federasyonuna bağlı secereli köpek derneği bu ırkı koruma altına almış demektir.

Alman Çoban Köpeği Yavruları

Gerçek Şecere Nedir !...
Türkiye de ve dünya da ticari anlamda büyük rantı olan bir köpek ırkıdır. Bu nedenle bu köpek ırkını temsil eden bir çok federasyon ve dernek kurulmuştur ve bu dernek ve federasyonlar şecereli yavru adı altında yavru satışı yapmaktadır ancak WUSV yani Almanya federasyonuna bağlı şecereli köpek demek bu ırkı koruma altına almak anlamına gelmektedir. WUSV şecereli yavru almanız durumunda sağlıklı, karakteri sağlam, ırk standartlarını % 100 taşıyan kaliteli bir yavru köpek sahibi olur ve erişkin olma durumunda herkesin hayranlıkla izleyeceği bir dost edinme şansını büyük ölçüde garantilemiş olursunuz. Bu federasyon ve Türkiye deki tek yetkili Dernek üyesi Üreticilerin uymaları gereken bir çok yönetmelik vardır WUSV Şecereli aldığınız yavrunun anne ve babasının hangi kriterleri yerine getirmesi gerektiğini biliyor musunuz? 1. Ebeveynlerin 24 aylık olmaları 2. HD/ED Röntgen çekimlerinin Derneğimiz Veteriner Hekimleri veya Almanya SV tarafından onaylanması 3. En az BH(Refakat) Sınavını Almanya SV Hakemi eşliğinde başarıyla geçmiş olması 4. Irk Standartları yarışmasında en az ‘’ iyi’’(G)notu almış olması ve DNA sinin yapılmış olması gerekmektedir 5. ACKISD-Körschein Sınavını başarı ile geçmiş olması. Bu şartlarla Irk standartlarına uygun ve sağlıklı Yavrular elde edilmiş olmaktadır Ve Çiftleşme ancak Üretim iznine sahip Köpekler ile gerçekleşebilir.
Çiftleşme tarihinde Çiftleşme Formu eksiksiz doldurularak Erkek Köpek sahibi tarafından federasyona ulaştırılır -Doğum sonrası Dişi Köpek sahibi online Doğum Beyan Formunu doldurarak, doğumu Dernek merkezine bildirir -Yavrular 7 veya 8 haftayı doldurduklarında mikrochip numaraları yapılıp isimleri ile birlikte Şecere talep formu ile birlikte Dernek merkezine bildirilir. -Tüm işlemler eksiksiz yapıldığı taktirde Şecere işlemleri başlatılır. İşte şecere adı altında satılan her yavru bu kriterlerden değildir şecereli bir yavru alırken wusv( Almanya federasyonu) kriterlerine uygun olmasına dikkat edin ve bu kriterlere uygun üretilmiş köpeğin anne ve babasının evraklarını görmeye dikkat edin.
Şecere Nedir? Secereli Yavru, maalesef ki, ülkemizde şecerenin anlatmaya çalıştığı anlamı ve ruhunu bilen sayısı maalesef ki yok denecek kadar az konumdadır. Gün içerisinde yaptığım bir çok telefon görüşmesinde hocam yavrularınız "SRC" var mı yahut şecereli mi? yavrularınız şeklindedir. 90 lı yılların sonlarına doğru ülkemizde bu köpek ırkına karşı talep patlaması yaşanmış ve devamında da, Yavru mutlaka secereli olması konusunda yaygın bir düşünce topluma hakim olmuş durumdaydı. Malum 90 lı yılların sonlarını hatırlarsanız Google amca gibi bir bilgi erişim noktası yoktu ve insanlar bu gibi ırkların saflık ve ırk standartlarını kulaktan duyma yöntemlerle öğrenmeye çalışmaktaydılar. Bu nedenle de o zamanki Türkiye gerçeğinde Alman Çoban Köpeği alacaksan mutlaka Şecere belgesinin olması gerekliliğiydi.
Peki bu durumda Şecere nedir?
Şecerenin kelime anlamı "bir soyun, bir ailenin bilinen en eski atasından başlayarak son üyelerine değin bütün bireylerini bir kökten çıkan ağaç görünümü içinde gösteren çizelge..." anlamına gelmektedir. Günümüzde gerçek şeceresini doğru belge olarak edinmek maalesef ki zor diyebilirim.
Lakin, son dönemler de türeyen ve köpeğin soy ağacına bakmaksızın sadece köpek sahibinin sözlü beyanı ile şecere veren bir çok federasyon türemiş durumdadır. Yaklaşık 50 TL ile 150 TL arasında bir ücret ödemeniz durumunda sözde Şecere belgesi çıkartma bilmektedir. O halde netice olarak şunu diyebilir miyiz? Şecere günümüz Türkiye'sinde anlam olarak beklentimizi karşılayamayacak bir maddi materyal niteliğindedir.
Tabii ki bu durumda şecereli yavru bu şekilde olmamalıdır. Benim anladığım kadarıyla şecere bir köpek ırkının uluslararası standartlarda üretim izni alınmış damızlık lardan alınan yavru köpeğe verilen belge anlamındadır.
O halde Secereli bir yavru uluslararası federasyondan üretim izin belgesi alınarak eşleştirilip, doğumu yaptırılıp ve uluslararası standartlara uygun olarak tanzim edilen ve onaylanan belgeye sahip olanlardır. Sayfam da bu standartlara haiz Anne ve Babadan üretilen Safkan ve Secereli Yavruları görebileceksiniz.

Alman Çoban Köpeği Standartları

Alman çoban köpeği standartları : Alman çoban köpeğinin tırıs tarzı bir yürüyüşü vardır. Alman Çoban Köpeğinde tırıs yürüyüşünün esprisi tamamen sağlıklı ve safkan bir anatomik yapıya sahip olan bir Alman Çoban Köpeği 10 Km koşmasından daha zor olan bir hareket tarzı olup, Alman Çoban Köpeği yürüdükçe köpeğin sırtının arka eklemlerinin güçlü olduğunun ifadesi olup, güçlü olan bir alman çoban köpeğinin sırtı ve arka bacakları dağılmaz. Yani arka arkanın hareketi vücudun ortasına doğru geldikçe eşit derecede ileri uzanan ön kol sırt çizgisinde önemli bir değişiklik oluşturmaz. Arka kısmın açılarındaki en ufak artış hareketteki gücünün ve dayanıklılığın azalmasına neden olur. Yükseklikle uzunluğun doğru oranı, buna uyumlu bacak kemiği uzunlukları ile birleşince sanki yere yakın bir şekilde kayıyormuş gibi bir hareketin ortaya çıkmasını sağlar. Hafif kaldırılmış kuyruk ve hafifçe öne uzatılmış bir kafa, hareket sırasında hayvanın kulak arkasından kuyruk ucuna kadar çok düzgün hatlı bir kıvrımla hareket etmesini sağlar.

https://preview.redd.it/0vq8n93nnmv41.jpg?width=920&format=pjpg&auto=webp&s=1c93d9f2e4bb4d78af30d5333e7ca9a2caf8594a
https://preview.redd.it/k0dccg4nnmv41.jpg?width=920&format=pjpg&auto=webp&s=e2409a1ec9cd705b6d4d6b0d4f2d759c2972fec3
https://preview.redd.it/5jdmx44nnmv41.jpg?width=900&format=pjpg&auto=webp&s=7e43f6f70b857f691dba8717d6dc30ffadc26a19
https://preview.redd.it/b85j4s3nnmv41.jpg?width=641&format=pjpg&auto=webp&s=ef6a5c2ee82c4d4e6ab451d3f94fb1e78b1e5f34
https://preview.redd.it/yrsnr84nnmv41.jpg?width=941&format=pjpg&auto=webp&s=6cc9fc15d1112d0ab9012464d97bbe36e1f3f604
https://preview.redd.it/tpkc2w4nnmv41.jpg?width=941&format=pjpg&auto=webp&s=dd3fdbf0a0e754471343d4b26ec747204412fdd6
https://preview.redd.it/ttpta35nnmv41.jpg?width=641&format=pjpg&auto=webp&s=da54b72579008a1637e2236c30711a2cc0c36722
https://preview.redd.it/46c3vp5nnmv41.jpg?width=641&format=pjpg&auto=webp&s=394d9faf9be2bc7a2a0e6194ec0243d85c86c5e7
https://preview.redd.it/j3w5hq5nnmv41.jpg?width=641&format=pjpg&auto=webp&s=09b1854dbe6a5f350430eae32eb38dfab38b7b85
https://preview.redd.it/om81iw5nnmv41.jpg?width=641&format=pjpg&auto=webp&s=a963475c8ade09e540578aa41a90fea10ab8ef3c
https://preview.redd.it/hld8196nnmv41.jpg?width=941&format=pjpg&auto=webp&s=7324673b9bcbb7b47cbc0d4f1382487bda81198f
https://preview.redd.it/3rk62d6nnmv41.jpg?width=941&format=pjpg&auto=webp&s=1ca576a5f072fa3319ee0e3c63f6b36e71ca7ae6
https://preview.redd.it/gchnzj6nnmv41.jpg?width=941&format=pjpg&auto=webp&s=67a7897f3c0589e2f89f0d240fc1caa97e6bc379
https://preview.redd.it/k8t6nt6nnmv41.jpg?width=941&format=pjpg&auto=webp&s=4d390ddbe3a71ebdfb1ef8b5ddf4e211b8d63062
https://preview.redd.it/pdu2317nnmv41.jpg?width=941&format=pjpg&auto=webp&s=45fe61648019ad54a541166c0cc0da5a63d0e428
https://preview.redd.it/e4r7gu7nnmv41.jpg?width=941&format=pjpg&auto=webp&s=684e61168b05ec80ce999ee2b883e187038497bc
https://preview.redd.it/uae4f48nnmv41.jpg?width=941&format=pjpg&auto=webp&s=b46082ea436e8f131bb815c375baaa1ff951be22
submitted by kopekkulubu to u/kopekkulubu [link] [comments]


2020.03.04 19:58 Tatarilhan Bütün ırk,cins dişi ve erkek satılık köpek fiyatları ve köpek ilanları

submitted by Tatarilhan to u/Tatarilhan [link] [comments]


2020.03.04 19:58 SelviHAN Bütün ırk,cins dişi ve erkek satılık köpek fiyatları ve köpek ilanları

submitted by SelviHAN to u/SelviHAN [link] [comments]


2020.01.28 16:27 SikiTuttunSaruman Baktım herkes kedilerini atıyor aha bu da hörbi. Hörbi nisan doğumlu koç erkeğidir, çok inatçıdır, hatta oynarken adamın anasını siker. Günlük hayatında ise dişi köpek avcısı alfa ve sakin bir erkektir. Hörbi sadece zevk için mama yer.

Baktım herkes kedilerini atıyor aha bu da hörbi. Hörbi nisan doğumlu koç erkeğidir, çok inatçıdır, hatta oynarken adamın anasını siker. Günlük hayatında ise dişi köpek avcısı alfa ve sakin bir erkektir. Hörbi sadece zevk için mama yer. submitted by SikiTuttunSaruman to KGBTR [link] [comments]


2019.12.03 20:33 GlobiclesUSA Beyaz köpek balığını kaç tane dişi vardır ? Çene basıncı ne kadardır ?

Beyaz köpek balığını kaç tane dişi vardır ? Çene basıncı ne kadardır ? submitted by GlobiclesUSA to Sendesor [link] [comments]


2019.11.03 15:44 masalokucomtr Komik Fıkralar

Komik Fıkralar
https://preview.redd.it/8x8yd3e5hhw31.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=f43976d31fce72b06f0868351caf177dd1f70343

Aranızda Müslüman olan var mı?

Günlerden bir gün adamın birisi camiye elinde kocaman bir bıçakla camiye dalar ve cemaata sorar: – Müslüman olan birisi var mı? Cemaat korkudan sesine çıkaramaz, sessizlikten sonra yaşlı bir amca ayağa kalkar: – ben Müslümanım der. Bıçaklı adam ve yaşlı amca camiden çıkar, dışarıdaki inek sürüsünü gösterip: – Amca şunları kurban edeceğim fakat ben beceremedim yardım edebilir misin der. Yaşlı amca baya bir kurbanlık kestikten sonra ben yoruldum başka birisini bul der. Adam bu sefer kanlı bıçaklı camiye girer ve sorar: – Aranızda başka Müslüman var mı? Bıçakların kanlı olduğunu gören cemaat yaşlı amcayı kestiğini düşünür ve daha çok korkarak bir anda caminin imamına bakar, imam: – Ne bakıyorsunuz ula birkaç rekat namaz kırdırdık diye hemen Müslüman mı olduk?

Bir Daha Tartıl

Temel, temin ettiği küçük baskülle gelip – geçeni tartıp geçimini sağlıyordu. Müşterilerinden biri; Ula tart beni pakayım, kaç kilo gelıyrum, diyerek basküle çıkar, Otomatik baskülün göstergesinde kaç kilo geldiğini öğrenir ve çıkarıp Temel’e 100 bin lira verir. Tarı ücreti 50 bin liradır. Temel, ötesini -berisini araştırır, ceplerinin içini dışına çevirir. Paranın üstünü bulup veremez. Müşterisine ne önerir beğenirsiniz: – Hemşerum, bozuk param yok, bir daha tartıl da fit olalım.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Siz Direğinizi Alın

İlkokul müdürü Temel , okulunun daha bir fark edilmesi için hazırlattığı yön levhasını anayol üzerindeki elektrik direğine astırınca TEK yönetiminden resmi bir yazı alır. Yazıda elektrik direğine levha asmanın izne ve kiraya tabi olduğu belirtiliyor ve levhanın ya indirilmesi ya da belli bir ücretin ödenmesi isteniyordu. Yazıyı okuyan müdür Temel, kısa ve özlü yanıtını mektupla verir. – Biz levhamuzdan memnunuz. Siz direğunuzi oradan alın!

Seni Öyle Yaşatırım ki…

Devlet dairesinde memur olarak çalışan Temel bir gün kurum değiştirmek için müdürün karşısına çıkar, meramını anlatır: – Hapishanede gardiyan olmak isteyrım Temel, müdürünün de yardımlarıyla ceza evindeki işine başlamak üzere eski işyerina müdürü ile vedalaşmaya gelir. Müdürü Temel’e takılır: – oğlum işine bu kadar yardımcı olduk. Şimdi gidiyorsun, ne bir kuru teşekkür ediyorsun, ne de Allah razı olsun diyorsun. Bu ne biçim iştir? Temel saf saf yanıt verir: – Ey gidi müdürüm, senin bende emeğin çoktur. Teşekkür da bişey mi, sen bi içeri düş, bak ben seni nası kuru üzümle beslerim.

Tüm Bebek

Çocuğu olmayan biri Dr. Temel‘e başvurur. Temel, hastasını bir güzel muayene ettikten ve tahlil raporlarını gördükten sonra, müşterisinin dünyasını hepten karartmamak için önerisini söyler: -Bak hemşerum, mümkün değil senin uşağın olmaz. Ha böyle çok samimi arkadaşun yok midur? yanıt verir bey var, ama onun da uşağı olmayi…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Hangisi olsun?

Temel iş hanında çay ocağını işletmektedir. Üst katlardaki iş yerlerinden biri seslendi – Temel efendi, dört çay yap!… Biri açık olsun… Çaycı Temel yanıt verir: -Abi hangisi açık olsun?

Hangisi?

Temel diş doktoru olmuştur. Günlerden bir gün arkadaşı Cemal, endişe içinde Temelin muayenehanesine gider. – Ula öliyrım, dişim çok kötü ağriyi… Temel, hangi dişinin ağrıdığını sorar ve Cemal, sağ alt çene dişlerini gösterip; – Habu sıradaki dişlerin biri ağrıyi… der ve kesin olarak hangi dişin ağrıdığını gösteremez. Dişçi Temel, “Dur sana yardımcı olayım” deyip eline kerpeteni alır ve gösterilen sıradaki dört dişi çekip Cemal’in önüne koyar: – Ha bak bakayım, habunlardan hangisi ağrıyi da de baa!…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Abulama acıyrım

Temel’in eniştesi uzun zamandır prostat hastasıydı. Şikayetleri artınca, Temel eniştesini tanıdık bir doktora götürür. Doktor önce şikayeti dinler, ardından da sıkı bir muayene yapar ve teşhisini koyup ilaçlarını yazar. Çıkarken de hastasına: – Unutma, rahatlaman için sık sık boşaltman lazım, diye tavsiyede bulunur. Temel, eniştesi ile birlikte dalgın dalgın sokakta yürürken arkadaşı Cemal’e rastlar. Cemal sorar: – Ula nedir habu haln… Bişe mi oldi? Daha ne olacak, habu eniştemun prostatı azdı. – O da bişey mi, herkeste var, deyince Temel’in yanıt şöyle olur: – Ulu ben enişteme yanmayrım, abulamın çekeceği eziyete üziliyrım.

Ne deyi, bak bakalum…

Temel, turistik bir otelde resepsiyon memurudur. Görevde iken dahili telefon çalar, belli ki odalarda kalan turistlerden biri bir şeyler istemektedir. Telefonu açan Temel: Okey sör, yes sör… Vıy mösyö… derken yanıtının doğruluğunu da başını ‘evet’ anlamında sallıyordu. Uzun süren konuşma sonunda telefonu kapatan Temel yanındaki yabancı dil bilen arkadaşından rica etti: – Yahu, ya bak bakalum, 420’deki turist ne isteyi..
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Eczacılar düşünsün

Temel ile Fadime ocak başında sabahleyin sohbet ederken kapı zili acı acı çaldı. Fadime kapıyı açmaya giderken Temel arkasından seslendi: – Gelenler kimdur? Fadime de bunun üzerine gelenleri tek, tek sayar: – Uyy Teyzom gelmiştur, halam yaninda. Dayım, emicem, balduzim, uşakları, hepicuğu gelmişler, deyince Temel kendi kendine söylendi: – Eczaci düşunsin, anlaşılan bi kaç hafta doğum kontrol hapi kullanamiyacağum.

Ne olacak boşboğaz

emel’i durduran trafik polisi – On dakika önce kırmızı ışıkta geçtiniz beyefendi, deyince Temel sorar: Kim deyi benum kırmızı işukta geçtuğumi? Trafik polisi nazikçe: Beş kilometre ötede başkomiserimiz var, o telsizle bize bildirdi. Direksiyondaki Temel ne desin begenirsiniz? – Ula amma da boşboğaz başkomiserunız varmiş ha… Ağzinda pakla islanmayi…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Anana veririm

Temel epey yaşlanmışti. Arkadaşı Cemal ise ona bu ne- denle sataşıyordu Ula Temel, ölürken haber ver da öbür dünyadaki bobama anama seninlan mektup yollayayım. Temel kurnazca gülümser: – Olur, olur da bobağin bulamazsam anağan verırım, der.

Geçen yil elmaydı

Trabzon’a bağlı ilçelerden birinin adliyesinde iki hakim tartışıyorlardı. Karakolun arkasındaki büyük ağaç kiraz mıdır, yoksa armut mudur? Bir karar veremeyince hakimlerden biri; Biz niye böyle tartışıyoruz. Çay ocağı işleticisi Temel’i çağırıp ona soralım. Sorarlar: Temel efendi, karakolun arkasındaki şu görünen ağaç ne ağacıdır? Temel, az önce çay servisi yaparken kulak ucuyla tanık olduğu tartışmada taraf olmamak ve hakimleri birbirine düşürmemek için en politik yanıtını verir: -Valla hakim beylerim, hau görünen ağaç geçen yıl elma ağacıydı.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Şanssızluk!

Temel ihtiyarlamış, diz ağrılarına çare bulunur ümidi ile doktora gitmişti. İyi bir muayeneden sonra doktor: Amca, siz yaşlısınız, dizlerinizde damar sertliği var. Ama bunun tedavisi yoktur. Şayet perhiz yaparsanız biraz olsun rahatlarsınız, der. Temel, bir an düşünür ve sonra sorar: – Toktor bey, ya bak benum habu şansıma. Damar sertluğu bacağuma vuracağuna hau önemli yerime vuramaz mi idu?

Habu yaştan sonra mı?

Habu yastan sonra mı? Temel ile Fadime hayli zamandır birbirlerine aşıktılar. Fadime evlenmek istiyor, ama Temel bu konuda ihmalkar davranıyordu. Ama yine de yıllar böyle geçmişti. Bir gün Fadime evlenme konusunu Temel’e açtı: – Temelcuğum, artuk evlensak, sen ne dersin? Temel bu, kolay kolay tuzağa vurur mu, başını ‘hayır’ anlamına gelir şekilde salladıktan sonra şöyle yanıt verdi: – Doğri deysın Fadimecuğum ama, habu yaştan sonra bizi kim alır he?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Biri geliyor, biri çekiliyor

Temel, oğlu Cemal’in küçük yaşta sayı saymasını geliştirmek için onu görevlendirmişti. – Oğlum, say bakalum, bir saat içinde deniz kıyısına kaç dalga gelecek. Baba Temel, bir saat sonra sonucu öğrenmek için Cemal’in yanına gidip sorar: – Uşağım saydun mi? Küçük Cemal oldukça sinirliydi: – Yahu boba, nesıni sayayim. Kıyiya bi dalga gelıyi, tam saymaya başlayrım, ikincısi gelırken, birincisi geri gideyi.

2 Hop, 1 Buyur

Temel çok acıkmıştı. Lokantaya gider, masaya oturur ama garson bir türlü yanına gelmez. Sonunda Temel seslenir: – Hey garson! . Hop! Garson yine gelmez. Garson efendi! – Hoop! Yine gelen yoktur. Son bir kez daha seslenir: – Oğlum garson! – Buyur. Fakat Garson yine gelmez. Temel, durumu şikayet etmek için kasaya bakan patronun yanına gider. Patron: Ne yediniz amca? – 2 Hop… 1 Buyur!
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Var mısın bahse?

Köy kahvehanesinde akşamcılar toplanmışlar, kimi kağıt oynuyor, kimi de pinekliyordu. Kağıt oynayanlardan Cemal saatine bakarak; – Vay anasını saat 12 ye geliy… Habu saattan sonra kari bizi eve almaz, dedi. Kahvehanenin diğer köşesinde oturmuş olan Temel, selesinde sattığı elmaları Cemala göstererek, Cemal kardaşım, al haburadan bir okka elma, o zaman yengem seni eve alır, diye öneride bulundu. Cemal gülerek; Bilsam ki kari beni eve alacak, haçan bi okka değil, on okka elma bilem alırım. Temel’in soruna bakışı daha başkadır: Var misın bahse? Sen iki okka elmayi al baa ver, gideyim sizin eve, bak bakayım yengem beni eve aly mi, almay mi?

Ara, ara ama…

Temel, alış – veriş için Rus pazarına gider. Gürcü bayan satmak için getirdiği tüm eşyalarını bir valizin içine doldurup teşhir ediyordu. Temel, valizin içinde işine yarayan bir şey var sa almak için habire karıştırıyor ama aradığını bulamıyordu. O sırada Gürci kadın da kendi diliyle sık sık yok’ anlamına gelen, Ara… Ara!… diyordu. Kadın ‘ara… ara…’ sözlerini arayıp bulma anlamında yorumlayan Temel sonunda dayanamayıp patladı: Ara… ara… deysın, ama bişe yok, ne arayayim de baa…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Köpek + balık…

Temel’in İstanbul’dan gelen konukları muhteşem villasını gezerken bayanlardan biri sordu: – Kız Fadime, siz çıldırdınız mı? Fadime konuğunun şaşkınlığını anlamıştı. Açıkladı: – Kız ne yapalum… Habu kocam Temel var ya, tuttur ki köpek besleyelim deyin… Ben da paluk besleyelim dedum. Soninda üç aşağı beş yukarı köpekbaluğunda karar kılduk.

Toptan bi defada

Temel ilkokul müdürüdür . Okulların açık olduğu bir dönemde kendisinin görüşü alınmadan tüm öğretmenlerinin nakilleri yapılmış, okulda yapayalnız kalmıştı. Kafası bozulan Temel sonunda telefonla Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nü arayıp sordu: Müdür beyim, haçan haburda yapayalnuz kaldım. Uşaklar okuma bekleyi, siz da bi dünya yazi yazup cevap isteysunuz, diye sitem etti. Karşı telefondaki müdürün sesi rahatlatıcıdır: – Vaziyeti idare et evladım Temel’in yanıtı ise şöyledir: – Olur müdür beyum, haçan bütun yazılara yıl sonunda toptan bi defada cevap veririm.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ölisi bile…

Temel’in eşi Fadime ve arkadaşları akşamdan toplanıp mısır koçanı ayıklıyorlardı. Herkes kendi kocasını överken Fadime de kocasını övdü: – Temel tıpkı paluk gibin yüzer, dedi. Tam o sırada koşarak gelen bir çocuk Temel’in takasının firtunada alabora olduğunu söyler. Fırtına bir yana, zifiri karanlık nedeniyle herhangi bir kurtarma çalışması yapılamaz. Aradan üç gün geçtikten sonra Temel’in cesedi karaya vurur. Arkadaşları Fadime ye hatırlatırlar: – Hani, Temel’un paluk gibin yüzerdi? Fadime sinirli sinirli yanit verir: Gözünuz kör midur, görmey misunuz? Kocamın ölisi bile yüzerek kıyıya geldi. Siz isa baa hala inanmaysunuz.

Sen bilmeysun!

Doğu Karadeniz deki yayla şenliklerine katılan Ankaralı bir yurttaş, oluşturulan geniş horon halkasının yarattığı neşeli ortamda kendini tutamaz, Temel’i koluna ilişip horona girer. Ankaralı horon oynamayı bilmediği için daha ilk hareketinde uyumu bozduğunu gören Temel sabredemez ve kolundaki konuğunu uyarır: – Ula hemşerum, sen bu horoni bozaysın, çık dışarı…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yalansa o zaman…

Temel çevresini saran gençlere cesaret aşılıyordu Siz istersenuz her işte başarili olursunuz. – Mesela, pen Ay’a çiktuğum zaman… Gençlerden biri kendini tutamayıp kıs kıs gülünce, -Ama haşimdik ayıp edeysunuz . İnanmaysanuz , çikun Ay’a bakun. Eğer kırkbeş numara ayakkabim izi yoksa, gelın habu yüzüme tükürun.

Bunu mu getiririm?

Temel , yaşlı ve çirkin karısı Fadime ile bir iş için İstanbul’a gider. Konaklama amacı ile bir otele girer ve oda ister. Resepsiyon memuru Temel’den evlenme cüzdanı isteyince, sinirlenen Temel; Ula baa baksana. Ben habu otele kari getırsam habuni mi getırırım? diye Fadimeyi gösterir.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yıln yemeği

Fadime’nin pişirdiği kuru fasulye ‘Dünya Yılın Yemeği Yarışmasında birinci seçilmişti. Jüri yemeği nasıl pişirdiğini sorduğundan Fadime tarif ediyordu: – ondan sonra biraz da limon kolonyasi katacaksun. Jüriden bir üye hayretle nedenini sorunca, Fadime’nin yanıtı şöyle olur: – Kocam Temel, günde üç oyin kurifasülye yer. Haçan kolonya katmazsan yanında nasil yatarum, deyin baa?…

Arabanız mı var?

Turistik otele gelen müşteri kapıda görev yapan Temel’e sordu Garajınız açık mı? Hazır cevap Temel’in yanıtı şöyledir: Uyyy… Yoksa sizun arabanuz mi var?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Köpeğe ihtiyaç yok

Evi ormanın hemen kenarında bulunan Fadime’ye İstanbul’dan gelen konuğu Nazime tavsiyede bulunuyordu: Fadimecuğum, benden saa akıl olmasun ama, bir köpeğunuz olsa iyi olur. Haburada yabani hayvanlardan korkmay misunuz? Hiç olmazsa bi tüfek bulundurun evde. Fadime oldukça rahat bir havada yanıt verdi arkadaşına: – Ey gidi Nazime, korktuğun gibi değil. Bizum Temel oyle bi horlay ki, ormandaki heyvanlarun hepisi kaçacak deluk arayi…

Vururim oni…

Temel, garsonluk için açılan sınava girmişti. Sınav komisyonu üyeleri Temel’in sinirlilik durumunu ölçmek için sorarlar: – Bak, Temel sen garson olacaksın. Masadakiler fazla içip sana ters davranırlarsa ne yaparsın? Temel hiç düşünmeden ve en emin şekilde yanıt verir: – Ne yapacağum, usuli dairesinde aşağı alırım.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Zelzele ye karyolalar

Sarp sınır kapısının açıldığı dönemde Doğu Karadeniz’de turistik oteller Nataşalarla dolup taşıyordu. Bir sabah Temel ile arkadaşı Cemal turistik bir otelin önünden geçerken kapı önüne atılmış hasarlı karyolaları görürler: – Cemal Uyyy… Habu karyolalara ne oldi haboyle? diye sordu Temel dudak alundan kis kis güldükten sonra: -Ya bak habu kafaya… Dün gece zelzele oldi, senun haberun yok mi? Bú yanıt karşısında Cemal daha da şaşır. Ama bizum ev hiç sarsılmadi. İşte tam sırasıdır. Temel bu kez taşı gediğine koyar: – Ula kafasuz Cemal, zelzele otelde oldi, otelde…

Niye Dursunali?

Temel’i babası azarlıyordu Ula sen aptal misun? Beş uşağın adi da aynı olur mi? Başka ad mi yokti? Temel kendini savunur: – Ama boba, sen her zaman Dursun emicam ila Ali dayimun yarum akilli olduğını söylemez miydun? Uşaklarım tam akilli olmasi içun meçburen hepsine Dursunali adını verdum.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yeni Bitiyor

Rize deki ilkokulların birinde öğretmen resim dersinde çay bitkisinin resmini yapmalarını öğrencilerinden istemişti Dersin sonlarına doğru tüm sıraları gezip öğrencilerinin resimlerini gören öğretmen küçük Temel’in yanına gelince hayretini gizleyemeyip sorar: – Oğlum Temel, hani senin resmin? öğretmenum aha, görmey misın? Temer, (A4) kağıdı ebatındaki resim kağıdının ortasına sadece bir nokta koymuş, onu gösteriyordu. -Oğlum bunun neresi çay?, – Öğretmenim görmey misın, o daha ufacuk, büyüycek.

Sus!.. Sus!..

Temel, Devlet Hastanesinde check up yaptırmıştı. Dışarıda sonucu merakla bekleyen arkadaşı Cemal, Temel’e sordu: – Ne oldi?, ne oldi? Temel sus işareti yaparak Cemal’in kulagina eğilip fısıldadı: -Gizlu şeker… -Neee? – -Gizlu şeker… -ula anladum.. Anladum ama, niye kulağuma fısıldaysun oni, oni anlamadım. Temel sonunda patlar: -Ula amma kalın kafalisun, gizlu şeker deyruk da… Giz-lu şe-ker.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

13 Ay…

Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde Yeni yıl’ ünitesini işlerken bir yılda kaç ay, kaç gün ve kaç hafta bulunduğunu da öğretmişti. Öğretmen öğrenim seviyelerini saptamak için sınıfta ki öğrencilere teker teker soruyordu. Sıra Temel’e gelince ona da sordu: – Temel yavrucuğum, söyle bakayım, bir yılda kaç ay vardır? Temel hiç düşünmeden yanıtlar: – 13 öğretmenim… Ama oğlum, ben geçen derste 12 ay var demedim mi? Demesine dedin öğretmenim ama, evde babam da sordi, ben 12 dedım. -Doğru demişsin. – Hayır öğretmenım, doğri demedım, bobam enseme şamari indirup, remezan’ı unutıysın deyip, yılın 13 ay olduğuni söyledi.

Ayri ayri uğraşmaktansa…

Bir Ramazan günü İstanbul’daki Yeni cami etrafında dolaşan Temel; bir sürü dilenciden sakat birinin: – Büyük Allah’ım dizlerime derman ver yürüyeyim, gözlerime nur ver göreyim, kulağımı aç işiteyim, diye durmadan dua ettiğini duyunca dayanamaz: – Ya bak habu ahmak kafaya… Allah’un başka işi yok da senin her bir yerin lan ayri ayri mi uğraşacak. Yapar yenisıni da olur biter, dedi.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ezberlemiyecekmiş…

Az önce bayiden gazete alan Temel, biraz sonra aynı gazeteden dört tane daha almak isteyince tezgahtar merakla sordu: -Az önce aynı gazeteden bir tane almıştın. Şimdi bu dört gazeteyi ne yapacaksın? Temel: – Ezberleyeceğumi mi sandun, anlamay misın da?!

Gene peynir ve yağ yiyesi geldi

Fi tarihinde Karadeniz de ulaşım deniz yoluyla yapılıyordu. Güzel bir havada motorlarına tereyağı ve peynir yükleyerek denize açılmışlardı. Yarı yolda deniz birdenbire patlamış, kuduran dalgalar motoru bir fındık kabuğu gibi oradan oraya sürüklüyordu. Yağ fiçıları, peynir tenekeleri hep denize dökülmüştü. Zor şer Zonguldak limanına girip karaya çıktıklarında Topal İlyas bir daha denize açılmamak için “üçten dokuza şart” etmişti. Bir kaç gün sonra deniz sakinleşmiş, adeta bir çarşaf gibi olmuştu . Arkadaşı Temel , Topal İlyas’ı kandırıp tekrar yola çıkmak istiyordu. Temel, ısrarla: Ula bak… Denuz tümdüz duruyi, hayde gidelm daa, diye sıkıştırıyordu. Topal İlyas ise kararlıydı: -Ula inanma. Denuzun gene peynir ve yağ yiyesi var da onin içun tümdüz duruyi… Anlamay misu- nuz….
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ey gidi eski günler…

Evliliklerinin üzerinden 40 yıl aşkın bir zaman geçmişti. Bir sabah Fadime, kocası Temel’e: -Ula hiç uyutmadın beni gece… Sabaha kadar horladın durdun, diye sitem etti. Nüktedan olduğu kadar hazır cevaplığı ile de ün yapan Temel, eşinin bu sitemi karşısında kıs, kıs güldükten sonra şöyle yanıt verdi: – Ey giyi ey… Habu benım horlamaların eskiden saa hep muzik gibi gelırdı… Eskiduk değil mi?

Gözüme bakarsan…

Temel Kozlu da çalışıyordu. Memleketten yeni gelmiş olan hemşehrisi Zonguldak’a nasıl gidileceğini ona sordu. Temel, Zonguldak’a gidiş yolunu tarif ederken hemşehrisi bön bön gözünün içine bakar durur. Temel tarifini bitirince, hemşehrisi Ula olayım canuğan, anlamadum, de baa bi daha… diye yakarır. Sabri tükenen Temel patlayıverir: – Kafasuz adam, gözume bakarsan saplanursun ha şu dağa, elimun ucuna bakarsan gidersın Zongul- dak’a… Anladın mi?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Senin niyetin bozuk!

Temel tüccardır. Herkes onu dürüstlüğü, çalışkanlığı, iyilikseverliği ile tanır. Kardeşi Cemal de öyledir.İki kardeş birlikte ticaret yaptıkları dönemde evin ihtiyaçlarını ilçe pazarından daha ucuza sağlıyorlardı. Ağabey Temel, kardeşi Cemale ilçede pazarın kurulduğu günlerden birinde; Cemal, bir hafta pazardan alış verişi sen yap. Pazarcı kadınlarla iyi pazarlık yap, aldatmasınlar SENİ, diye tembihledi. Tembihledi ama Cemal’in yanıtı hiç de beklenilen şekilde olmaz: -Ben karilarlan pazarluk edemeyrım, utanıyrım. Şakacı, nüktedan Temel burada da altta kalmaz, Cemal’in ağzının payını verir: Senin niyetin bozuk, elbette pazarluk edemezsın!

Habu boyumlan…

Kasabanın kahvesine iri yarı, elinde bir de kamçı olan birisi girerek oturanlara sorar: – İçinuz da Temel hanginuzdur? Bir dakika önce gürültüden kaynayan kahvede nefesler tu tulmuş, çıt çıkmamaktadır. Öte başta oturanlardan ufak tefek biri ayağa kalkarak; – Penum, ne olacak? dedi. Bunun üzerine soran adam; “Penum” diyeni bir güzel, evire – çevire patakladıktan sonra hiçbir şey söylemeden çekip gitti. Kahvedekiler; – Yahu, sen Temel değil, Ahmet’sın. Niçun hau heriften dayak yedun? diye sorunca dayak yiyen Hasan; – Habu boyumlan kandırdum oni; anlayın da… dedi.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Oy gözuni sevduğumun ati…

Temel, bir gün İstanbul’da hipodroma gider. At yarışı yapıldığını görünce, nasıl oynandığını öğrenir ve müşterek bahise girer. Yarış başlar. Temel’in üzerine oynadığı at en sondadır ama O yine neşelidir. Kaybetmiş olmanın yürek ezikliğiyle şöyle der: – O gözuni sevduğumun atına bak. At deduğun ha boyle olur, bakın bütün atlari nasil katarlayi (kovalıyor).

İnceluğa bak

Temel, İstanbul’a yeni gelmişti. Gittiği her yerde yerel şive ile konuştuğundan garipseniyor, kimileri de dudak ucuyla gülüp küçümsüyorlardı. Buna fena halde içerleyen Temel sonunda dayanamayıp parladı: – Ula baa bakın bakayım… Siz dersuğuz fındık, biz deruk finduk, siz dersuğuz avukat, biz deruk abukat, siz dersuğuz amca, bir derik emice… Habunun hangisu kaba? Bizdeki inceluğa bak, inceluğa…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Tabanca kime yakışır?

Fi tarihinde Tonya’nın Karşular Mahallesi’nde düğün yapılıyordu. Gelenek gereği erkekler tabancalarını çekip havaya ateş ediyor ve bir yerde tabancalarının üstünlüğünü göstermeye çalışıyorlardı. O sırada komşu ilçelerden birinden gelip düğüne katılan Şakir adındaki konuk, tabancasını çekip bir şarjör mermiyi birbiri ardına havaya saydırınca Temel, yanındaki Cemal’i dürttü; – Habu adam da kimdur, ilk defa göriyrim? Cemal, ateş edenin komşu ilçeden Şakir olduğunu söyleyince Temel; – Yazuk tabancaya, yazuk!… diyerek görüşünü belirtir.

Geldim da gitmeyrim

Temel 10 günlüğüne İstanbul’a gidecekti. Daha ucuz olur düşüncesiyle denizyolunu tercih edip Kadeş vapuru için gidiş -, dönüş bileti alır. İstanbul’a 10 gün için gelen ve aradan 1 ay geçtikten sonra Temel’e rastlayan arkadaşı Cemal sorar: – Ula Temel, hani 10 günlüğüne geldıydın, gidiş – dönüş bileti aldıydın? Temel, dudak ucuyla güldükten sonra yanıtını verir; – Sorma Cemal, Tenuz Yollarina kazuk attum. Cemal, şaşkın şekilde sorar: – Nasi ettun o işi he? – Piletumi gidiş – geliş aldıydım ya; geldım ama gitmeyrım, Tenuz Yolları peklesun dursun beni…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Sen gıdıklanmaz mıydın?

Karadeniz kadını inek beslemeyi sever. Fadime, ilk kez doğum yapan ‘Sarıkız’ adlı ineğini sağıp sütünü almak istediği her girişiminde inekten yediği tekmeler sonucu maşrabası bir yana, kendisi öte yana düşmektedir. Yaşadığı kötü durum kocası Temel’e anlatan Fadime çözüm sorar: – Ula habu sığır baa süt vermeyi… Tekmeleyi… Ne yapayım? Temel her zaman ki nüktedanlığı ile akıl verir: – Ece Fadime, ben habu bizum sığıra hak verıyrım. Evlendığımızun ilk günlerinde ben senin memene tutardım da sen beni tokatlamaz mıydın?

Çakallar mi yesun oni?

Katil suçundan yargılanıyordu. Hakim: – Arkadaşını vurduktan sonra karayemiş dalına asmışsın, neden yaptın bunu? Anlat bakalım deyince Temel: – Üyy hakim bey, asmayaydım da çakallar mi yiyeydi oni?.. der.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Unutkanlık

Temel, eskiyen şapkasını yenilemek için köyünden yürüyerek yola çıkar. Evinin bir kilometre kadar aşağısındaki oto yoluna indiğinde evde birşey unutmuş olacak ki, oğlu Cemal’e varsesiyle çağırmaya başlar: – Ulaaa Cemaaaal! – Ulaaa Cemaaaal! Cemal yanıt verir: – Ne vat bubaaaa! – Ula habu kafamun ölçisini yastuğun altunda unuttum. Çabuk getir oni baa!

Vermedunuz ki isteysınuz

Temel, sürücü ehliyetlerinin Emniyet Müdürlüklerince verildiği dönemde ehliyetten önce araba almıştı. Bu nedenle de ehliyetsiz araba kullanıyordu. Bir gün trafik kontrolünde yakalanır ve polis evrakını ister: – Lütfen ehliyetinizi veriniz? Temel, cezayı yiyecektir bunu bilir ama, derdini de söylemeden edemez: – Eee ha bu olmadi memut bey. Baa ne zaman ehliyet verdunuz da isteysunuz?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Hesap tuzlu olunca…

Temel, ilk kez geldiği İstanbul’da lokantaya gider. Yeriçer, hesabı ister. Gelen pusulada ‘garsoniye’ rakamını görünce garsonu çağırır: – Uşağum habu nedur? Çorba içtum, köfte yedum, salata da… Hepisi doğr… Habu garsoniye da nedur? Pen yemeğu yalınız yedim, siz gatsoni da ortak ettunuz. O halde bölun hesabi ikiye bakayım.

Kızdi baa herhalde…

Temel, Trabzon’da sinemaya gider. Gişeden bilet alır. Gösterim kapısından tam içeri girerken kontrol görevi yapan kişi bileti elinden alıp yırtar. Temel buna akıl erdiremez. Gişeye döner, yeniden bir bilet alır. Kapıdan girerken biletini tekrar yırtarlar. Tekrar gişeye döner, üçüncü kez bilet alırken gişedeki görevli durumu fark eder ve sorar: – Sen demin bilet almadın mı? Yoksa karaborsa mı yapıyorsun? Ne yaptın demin ki bileti? Temel, derdini anlatır. Yahu ben bilet alıytım, kapıdaki adam bağa kızmiş herhalde, bileti elimden alıp yıttayi oni… Baa bi bilet daha ver, belkim bu sefer yırtmaz!…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Başıma dert olursun

Temel, İstanbul Mahmutpaşa’da işportacılık yaparken aynı meslekten İdris ile kapışır. Yumruklar, tokatlar birbirini izlerken, sıkışan İdris belinde – ki tabancaya asılır. Temel ise Sürmene yapısı bıçağını çekerken, İdris’e seslenir: – Yoo dur bakalım… Tabancan alışmazsa başıma dert olursun, sen de biçak al da gel…

Radyo da dinlensin

Kurtuluş günü nedeniyle TRT Trabzon Bölge Radyosu kemençe, davul, zurna havaları çalıyordu. Meydan Parkı bu ne- denle uklım tklımdı. Saatlerce süren bu yayınla herkes adeta mest olmuştu. İki dakika önceye kadar radyoyu pür dikkat dinleyen Temel, batı müziğinin başlamasıyla adeta irkilerek kendine geldi. Sonra parka hizmet eden garsonlardan birine seslendi:- Ula uşağum, azacuk yanıma gelsana… Garson, müşterinin birşey ısmarlayacağını sanarak Tem- el’e sordu: – Buyrun efendim, birşey mi emtettiniz? Temel, epey yorgunluk ifadesiyle şöyle dedi: Uşağum habu sizun radyonun ayari iyi giderken birden bozuldi. Herhalde kafasi şişdi. Kapatta biraz dinlensun…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Niye yok midur?

Temel, gazetecilikte daha adaylık dönemini yaşamakta ve Trabzon’dan İstanbul’daki haber merkezine telefonla haber yazdırmaktadır. Ancak, telefon hatlarındaki arıza nedeniyle söyledikleri karşı taraftan anlaşılamamaktadır. Haber merkezindeki şef anlayamadığı ‘Trabzonspor’ sözcüğünün kodlanarak söylenmesini ister. Temel, başlar:Trabzon’un (T) si… – Tamam. – Trabzon’un (R)’si… – Trabzon’un (A) st… Trabzon’un (B)’ si… deyince şimdiye değin susan karşı taraftaki şef; – Oğlum Temel, sen ne diyorsun. Ne biçim kodla- ma bu böyle? diye çıkışınca Temel kendinden emin şu yanıtı verir: – Ne deysun şefim, Trabzon’da babu harfler yok midir? ©

Hoppala!…

Temel, tanıklık yapmak için mahkemeye çıkar. Hakim, hüvviyet tesbiti için belli sorular sormaya başlar. Doğum tari. hi, doğum yeri, baba adi, ana adı gibi… Anasının adının sorulması Temel’in tuhafına gider; o da ha- kime sorar:Benum anamun adıni mi soraysın hakim bey? Hakim biraz bozulur ve Yok, benimkini… der. Bunun üzerine Temel, rahatlar. Haçan hakim bey, ben senun anağun aduni nere- den bileceğum.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Aldatamadım

Temel de diğer komşuları gibi geçimini denizden sağlar. Takasi ile çıktığı balık avından her seferinde bol avla dönerken, nedense son seferinde hiçbir şey yakalayamaz. Akşam eve döndüğünde eşi Fadime sorar: – Ula Cemal, hani paluklar? Temel, balık avlayamadığı için üzgündür ama, karam- sarlığının eşini de etkilemesini istemez, işi şakaya vurur: – Ne yapayım Fadime… Habu pen bugüne kadar baluklari aldattum; şimdi ise onlar peni… Vurmadiler oltama…

Nasi anlarum?

Temel, yeni aldığı şemsiyeyi terziye götürür, bir delik açmasını ister. İster ama, terzi bunun anlamsız olduğunu, ya- parsa şemsiyeye yazık olacağını söyler ve ilavç eder: – Beni dinlersen, şemsiyeye delik açmayalım. Temel, kararlıdır ve itiraz eder: – Ula, ne anlamaz adamsun, yağmurun dinduğuni sonra nasil anlayacağum?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Sığırlardan da becit misin?

Karadeniz kadınının inek beslediğini ve ineğini çok sev: diğini herkes bilir. Temel’in eşi Fadime de inek hastasıdır. Bir akşam üzeri ahıra inip ineklerine yal verdiği sırada eve gelen Temel, mutfaktan seslenir:Kuuz Fadimcce!… Çabuk sofrayi kur! Çok ac oldum. Fadime ahırdan doğru yanıt verir: – Götmey misın haburda işim var. Sığırlara yal veriyrım. Sen sığırlardan becit misun, otur da bekle!.

O zaman binmezduk

İstanbul’da Beşiktaş – Eminönü otobüsüne binen Temel ayakta kalmıştı. Üstelik otobüs yağmur nedeniyle tıklım tıklım doluydu. Yol boyu her durakta inenden çok binen vardı. Bi- letçi de bir yandan:İlerleyelim arkadaşlar… İlerleyelim!… diye ikaz ya- parak gelen yolculara yer sağlıyordu. Her durakta aynı şekilde ikaz yapan biletçiye kızan Temel, sonunda dayana- mayıp sesini yükseltti: Has deysın, eyi deysın, ilerleyelum, yürüyelim deysun ama, haçan yütüyeceğduk o zaman otobosü binmezduk.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Büyük – küçük farkı

Temel, iyi bir yönetici, kültürlü bir ilkokul müdürüdür. Günlerden bir gün, birinci sınıfların eğitim çalışmalarını izlemek için sınıfa girer. Öğretmen karatahtaya, (yeni yıl gel- di) fiş cümlesini asmıştır. Ancak, cümle başı olan (Y) harfi büyük, yani kapital olarak değil (y) şeklinde küçük harf olarak yazılıdır. Müdür Temel, öğretmene sessizce: – Hocam, o (y) harfi büyük yazılmayacak mıydı? Öğretmen fiş cümlesindeki (yeni yıl geldi) yazısının tüm sınıfın uzaktan rahatça okunması için büyük şekilde yazmıştı. Bu görüşle Müdür Temel’e: – Müdür beyim, görmüyor musunuz büyük büyük yazdım. – Yoook… O (y) harfi o haliyle büyük değildir. – Canım, daha ne kadar büyük yazacaktım Müdür Bey! – Kardeşim, bu (y) harfinin bu haliyle lm. 2m. hatta tavandan döşemeye değin uzatsan yine de küçüktür, anla artık.

Çürük kafa

Köy merasının taksimi işinde çıkan kavgada Temel, arka- daşı Cemal’in kafasını yarmış iş mahkemeye intikal Gtmişti. Mahkemede C. Savcısı iddianameyi okuduktan sonra sıra Temel’in savunmasına gelince masumane şöyle dedi: – Uyy Hakim bey, ben ne bileyim habunun ka- fasının habu kadar çürük olduğun… Bi vurdum kafasi içine geçti…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Bedava haber yok

Temel nüktedanlığı ile sevilen – sayılan ve aranılan bir kişiliğe sahiptir. Uzun süre ortaklıkta görünmeyen Temel’e çarşı ortasında rastlayan arkadaşı Cemal nükte ile karışık sataşır: – Ula Temel, seni öldi dedilerdi, nereden çıktın geldin böyle? Her zamanki hazırcevaplılığı ile tanınan Temel gülümsedikten sonra şöyle dedi: -Açıkgöz… Bobandan haber soraysan, ver kahve paralarını da konuşalım. Öyle bedavadan haber yok.©

Hani reçeten?

Temel’in çalıştığı eczane o gece nöbetçiydi. Her zamanki gibi müşteriler tek tük geliyordu. Gecenin ilerleyen saatinde eczanenin kapısı tekme gürültüsü ile açıldı ve içeriye elinde tabanca olan maskeli bir soyguncu girerek, Temel’e seslenir: – Kasadaki paraları çabuk boşalt!… Temel, işin ciddiyetini kavramıştır ama yine de söylemeden edemez: – Ula deli misun, nesun? Hani reçeten?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Amorti niye yok?

Temel, Spor – Toto oynamıştı. 13 artı 1 tutturup köşe ol- mak istiyordu. Bir hafta boyu çeşitli hayaller kurdu bu nedenle Hafta sonunda tüm maçlar oynanmış sonuçlar ilan edilmişti. Temel, yine hüsrana uğramış, ancak son iki maçı tutturabilmişti. Yeniden Spor – Toto oynamak için gittiği bayiye sordu: – Haboyle iş olur mi hiç? Son iki maçı bildum, amor- tisi bilem yok…

Nuh tufanında taka…

Temel, her konuşmasında kendi sülalesinin çok eskilere dayandığını iddia ediyordu. Yine böyle bir konuşmasında ipin ucunu o kadar kaçır dı ki; Bizum sülale Yusuf Peygambere kadar gideyi, der. Arkadaşları Temel’in bu denli atmasına içerlerler ama gugırın sürmesi için havayı bozmazlar, Dinleyenlerden Cemal atılır: – Ula çok ataysın… Nerdeyse sülaleğun Nuh Pey- gamber’in gemisune binduğuni söyleyecesun… Bu sözlere alınan Temel, söz altında kalmaz, yanıtını şöyle verir; O kadar da değil, bizumkilerun o zamanlar kendi takalari var imiş…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Zam geldi de…

Temel çok kötü şekilde üşütmüş, o nedenle de hasta- lanmıştı. Arkadaşları arabaya atıp doktora götürdüler. Doktor, Temel’i bir güzel muayene ettikten sonra onu getiren arkadaşlarına “Bi dakika…” deyip onları muayene odasının dışına çağırdı. Belli ki, Temel duyup morali bozulmasın diye hastalığın ciddiyeti konusunda arkadaşlarına birşeyler söylecekti. Bir – iki dakika sonra doktor odaya girip reçete yazmaya başlayınca Temel de elbiselerini giymiş, ayakkabılarının bağını bağlarken sordu: – Toktor bey, aca kaç metreluk kefen yazaysın? Ke- fcnc zam geldi da…

Patlama… Biletçi bilir.

İlk defa İstanbul’a gelen Temel ile Cemal tramvaya biner- ler. Biletçi her durakta durak adlarını söyledikçe yolcular da iner. Biletçi bağırdıkça inenleri gören ve henüz İstanbul’u bil- mediği için heyecanlanan Cemal arkadaşı Temel’e; Ula, biz nerede ineceğuk? diye sorar. Temel, arkadaşını küçümseyerek yanıtlar: – Patladun mi? Helbette bezum da ismimuzi soyleyecak, piletçi nerede ineceğumuzi bilur.,
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ördeğin beline geliyor

1990 yılı Haziran’ında Karadeniz’de büyük sel felaketi yaşanmıştı. Bu.nedenle dereler / çaylar taşmış, çevresine büyük zarar vermiş, çoğu köprüler sele kapılmıştı. Temel ile Cemal selden sonra köye döneceklerdi ama sel, köyün köprüsünü alıp götürmüştü. Dere kenarına gelen Te- mel ile Cemal çaresiz ne yapacaklarını düşünürken, Cemal birden atıldı: – Uyy!… Temel ya bak ha şu ördeğa… Yüzup karşiye geçti. Onun kadar olamayruk. Temele yanıt vermeye fırsat vermeyen Cemal, kendini sel sularını attı. Tabii ki Cemal sel sularını kapılıp giderken ‘İmdaaat!’ diye bağırması boşunaydı. Biraz sonra Temel’in ahlanıp / vahlanıp ağladığını görenler nedenini sordular. Tem- el, Cemal’in sel sularına kapıldığını üzüntü ile anlattıktan sonra; – Ben da bişey anlamadım. Demincek karşiya bir ördek geçti. Su ancak beline kadar gelıyidi. Cemal suya daldi, kayboldi – gitti.

Ahmak mi sandun beni?

Fi tarihinde Temel, radyo satan bir dükkanın önünden geçerken kulağına kemençe sesi gelir. Derhal dükkandan içeri girer ve sesin radyodan geldiğini öğrenir. Radyonun £i- yatını Sorar ve satın alır. Radyocu radyonun nasıl çalıştığını bir güzel anlatır ve Temel’i uğurlar. Temel, akşam köydeki evine gider, radyosunu kurar ve istasyonu çevirir. Fakat radyodan kemençe sesi yerine alafranga müzik sesi gelir. Buna fena bozulan Temel, ertesi gün soluğu radyocuda alır ve hışımla sorar: – Ya bak baa bakayım, sen beni ahmak mi sandun? Habu radyo kemençe çalınayi!…

Kaynak: https://masaloku.com.tkomik-fikralar
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


Ayben - Disi Köpek KÖPEK DİŞİ  FİLM YORUMU - YouTube Köpek Dişi (Dogtooth) I 17 Ağustos'ta Sinemalarda YAVRU KÖPEK SESİ- UZUN VERSİYON. - YouTube Dişi Köpek , Erkek Köpeği aldatırsa Çok Komik Dişi Köpek isimleri - YouTube Köpek Sesi - Köpek Havlaması (GERÇEK) UZUN VERSİYON ... Dişi Köpek Mi - Erkek Köpek Mi - YouTube Bu Dişi Köpek'ten Çıkanlara İnanamayacaksınız! İNANILMAZ

Köpek Dişi (2009) - Sinefil

  1. Ayben - Disi Köpek
  2. KÖPEK DİŞİ FİLM YORUMU - YouTube
  3. Köpek Dişi (Dogtooth) I 17 Ağustos'ta Sinemalarda
  4. YAVRU KÖPEK SESİ- UZUN VERSİYON. - YouTube
  5. Dişi Köpek , Erkek Köpeği aldatırsa Çok Komik
  6. Dişi Köpek isimleri - YouTube
  7. Köpek Sesi - Köpek Havlaması (GERÇEK) UZUN VERSİYON ...
  8. Dişi Köpek Mi - Erkek Köpek Mi - YouTube
  9. Bu Dişi Köpek'ten Çıkanlara İnanamayacaksınız! İNANILMAZ

Dişi köpek mi daha uyumlu, yoksa erkek köpek mi? Hangisinin bakımı daha kolay, hangisi daha sadık, hangisinin eğitimi daha kolay; nelere dikkat etmelisiniz. ... YAVRU KÖPEK SESİ- UZUN VERSİYON. Çocukların eğitiminde, okul öncesi eğitiminde kullanılabilecek eğitici köpek sesi videosu. Çocuklar bu seslere bayılıyorlar.... Köpek Sesi - Köpek Havlaması (GERÇEK) UZUN VERSİYON ! - YouTube. Köpek Sesi - Köpek Havlaması (GERÇEK) UZUN VERSİYON ! Watch later. Share. Copy link. Info. Shopping. Tap to unmute. Bir köpek tek seferde kaç yavru dünyaya getirebilir? 4, 6 ya da 8 mi? Cevap için hayal gücünüzün sınırlarını zorlamanızı istiyoruz. Çünkü Rusya'da bir köpek tek doğumunda tam 19 ... Yunan Yeni Dalgası'nın öncüsü ve bayrak ismi YORGOS LANTHIMOS'un Türkiye'de daha önce vizyona girmeye filmi KÖPEK DİŞİ, 17 Ağustos'ta ilk kez sinemalarda... Dişi köpek yüzünden köpekler birbirine giriyor - Duration: 0:40. Ali Feryat 16,800 views. 0:40. ... Köpek ÇİFTLEŞMESİ (caminin yanında yapılır mı) ... 50+ videos Play all Mix - Ayben - Disi Köpek YouTube; Ayben - Ruzgar Olmak - Duration: 3:16. HaszaanT 50,007 views. 3:16. CEZA - Panorama Harem (Official Audio) - Duration: 3:18. CEZA ... BURAYI GENİŞLETİN!! HERKESE İYİ SEYİRLER DİLERİM. DİĞER VİDEOLARIMI İZLEMEK İSTERSENİZ: OKUL ÇANTAMDA NE VAR?: https://www.youtube.com/watch?v ... en güzel dişi köpek isimleri dişi köpek isimleri egeli olarak size YouTube'da en bilgilendirici farklı ve ilgi çekici videolar yayınlama amacındayız. Destekl...